İkinci Aegon

Hiçbir savaş Ejderhaların Dansı’ndan daha sert ve kanlı değildi. Savaşların en kötüsüydü , kardeş kardeşe karşı. Viserys’in varis olarak Rhaenyra’yı seçmesine rağmen, Prens Aegon, annesi ve küçük konsey tarafından, daha babasının bedeni soğumadan tacı alması gerektiğine ikna edildi. Ejderhakayası Prensesi Rhaenyra bunu öğrendiğinde sinir krizi geçirdi. Rhaenyra o sıralarda Ejderhakayası’nda üçüncü çocuğu Prens Daemon’un doğumunu bekliyordu.

ALİÜSTAT GYLDAYN’IN TARİHİ’NE GÖRE

Ejderhakayası’nda sevgi gösterileri olmadı. Bunun yerine Deniz Ejderi Kulesi’nin merdivenlerinde ve salonlarında çığlıklar yankılanıyordu. Kendi dairesinde Rhaenyra Targaryen doğum yapıyordu. Çocuğun doğmasına bir ay dönümü daha vardı fakat Kral Toprakları’ndan gelen haberler Rhaenyra’yı öfkelendirdiği gibi bebeği de öfkelendiriyordu. Bebek dışarı çıkmak için kavga ediyordu. Prenses avazı çıktığı kadar bağırıp bebeğine küfürler ediyor, tanrıların gazabının üvey kardeşleri ve kraliçenin, üzerine olmasını diliyor, onları öldürmeden önce yapacağı işkenceleri anlatıyordu. Mantar’ın dediğine göre, içindeki bebeği de lanetlemişti. Üstad ve ebe onu sakinleştirmeye çalışırken, prenses karnını pençeleyip bağırıyordu: ”Dışarı çık! Canavar, canavar, dışarı çık, dışarı çık, DIŞARI ÇIK!”

Nihayet bebek doğduğunda gerçekten bir canavara benziyordu: erken doğmuş, çarpık ve hasarlı, kalbini olması gereken yerde bir delik ve kısa, pullu bir kuyruk. En azından Mantar böyle anlatıyor. Cüce, bebeği yakmak için avluya taşıyanın kendisi olduğunu söylüyor. Prenses Rhaenyra bebeğinin ismini ertesi gün, haşhaş sütünün etkisindeyken verdi: Visenya. ”O benim tek kızımdı ve onu öldürdüler. Tacımı çaldılar ve kızımı öldürdüler. Bunun hesabını verecekler.”

Rhaenyra doğumu atlatır atlatmaz savaşa hazırlandı. Hem onun hem de Alicent’in kendi kanından ve diyarın diğer büyük lordlarından destekçileri vardı. Ve her iki tarafında ejderhaları. Bir felakete davetiyeydi, öyle de oldu. Diyar daha önce hiç olmadığı kadar kanadı ve yaraları sarmak yıllar aldı.

Mantar’ın iddiasına göre Kraliçe Alicent, kocasının ecelini, şaraba kattığı ”bir tutam zehir” ile biraz daha erkene aldı -gerçi bunun doğruluğu tartışılır-. Ama herkes dökülen ilk kanın Hazine Başı Lord Beesbury’nin kanı olduğunda hemfikir. Beesbury, Viserys’in gerçek varisinin Rhaenyra olduğunu, bu yüzden Rhaenyra’nın taç giymesi gerektiğini savunuyordu. Adamın nasıl öldürüldüğü konusunda kaynaklar farklı şeyleri işaret ediyor. Bazıları kara hücrelere atıldıktan sonra çıldırdığını, bazıları ise Sör Criston Cole’un -Lord Kumandan, daha sonra Kralyaratan diye anılacak- masada duran bıçakla adamın boğazını yardığını anlatır. Mantar ise Cole’un Beesbury’yi pencereden attığını söyler ama bu olay olduğu sırada Mantar Ejderhakayası’nda Rhaenyra ile birlikteydi. Bu ölüm Dans’ın ilk günlerdindeki tek ölüm değildi. En bilinen ölümler, Rhaenyra’nın oğlu, genç prens Lucerys Velaryon ile Aegon’un varisi Jaehaerys’in ölümleriydi.

Luke Velaryon’un ölümüne Fırtına Burnu’nun bahçesindeki çoğu insan şahit oldu, bu insanların çoğu da ölümün nasıl olduğu konusunda hemfikir. Lucerys, annesi tarafından Fırtına Burnu’na gidip, Lord Borros’un desteğini almakla görevlendirilmişti. Oraya vardığında ise Prens Aemond Targaryen çoktan oradaydı bile. Aemond daha yaşlı, daha güçlü ve Lucerys’ten daha zalimdi -ve Lucerys’ten ölesiye nefret ediyordu çünkü dokuz yıl önce Lucerys yüzünden bir gözünü kaybetmişti. Lord Borros ise avlusunda kan dökülmesini istemiyordu. Ama avlunun dışında olanlara da karışmayacağını belirtmişti-. Bu yüzden Aemond, ejderhası Vhagar ile birlikte, genç ejderhası Arrax’la kaçmaya çalışan Lucerys’i takip etti. Prens ve ejderhası -kale duvarlarının dışındaki şiddetli fırtına yüzünden zorlanmıştı- Fırtına Burnu’nun yakınlarında öldü ve suya çakıldı.

Kaynaklara göre bu haberi alan Rhaenyra bayıldı. Lucerys’in üveybabası Prens Daemon Targaryen ise o kadar üzülmedi. Lucerys’in ölüm haberini aldıktan sonra Ejderhakayası’na yollattığı sözler şunlardı: ”Göze göz, oğula oğul. Lucerys’in intikamı alınacak.” Daemon Şehrin Prensi’ydi ve Kralın Şehri’nde hala dostları vardı. En iyi dostu ise bir zamanlar metresi olan Beyaz Solucan Mysaria idi. Kan ve Peynir isimli bir vahşiyi ve bir fare avcısını, Daemon’un intikamını almaları için görevlendirdi. İşi gereği, fare avcısı Maegor’un tünellerinin tüm sırlarını biliyordu. Kan ve Peynir, Kızıl Kale’ye sızdı ve Kraliçe Helaena ile çocuklarını esir aldı ve İkinci Aegon’un karısına acımasız bir seçim sundular: oğullarından hangisi ölmeliydi? Kadın ağladı, yalvardı ve kendi canını almalarını istedi ama nafile. Sonunda kadın Maelor’un ismini verdi -en genç olan ve anlamak için de henüz çok genç olan-. Kan ve Peynir ise Maelor yerine Prens Jaehaerys’i öldürdü ve prensin kafasıyla oradan kaçtılar. Sözlerine sadıklardı, bu yüzden Aegon’un oğullarından sadece birinin canını almışlardı.

Prens Lucerys’in ve ejderhası Arrax’ın ölümü

Bunlar, uzun ve vahşi savaşta gerçekleşen tek ölümler değildi. Maelor’un ölümü çok daha kötüydü ve kardeşi Jaehaerys’ten çok da uzun yaşamadı. Kralmuhafızları’ndan Rickard Thorne, Maelor’u gizlice Eskişehir’e götürmekle görevlendirilmişti. Çocuk Yüksek Kule’deyken daha güvende olabilirdi ama Acıköprü’de bir çete tarafından durduruldu. Maelor, çetedeki erkek ya da kadın tüm insanlar onu ödül olarak kendilerine almak isteyince parçalarına ayrıldı. Lord Hightower, intikam için Acıköprü’yü talan etti ve Leydi Caswell’den hesap sordu. Leydi kendini kale duvarlarında asmadan önce çocukları için merhamet diledi.

Kralmuhafızları’nın arasında bile anlaşmazlıklar çıktı. Sör Criston Cole, Sör Arryk Cargyll’i Ejderhakayası’na, ikizi Sör Erryk kılığında Rhaenyra’yı (bazı kaynaklara göre çocuklarını) öldürmeye yolladı. Kaderin işine bak ki, Sör Arryk ve Sör Erryk avluda karşılaştırlar. Şarkıcılar bize, ikilinin çeliklerini çarpıştırmadan önce birbirlerini sevdiklerini söylediklerini anlatır. Sör Arryk ve Erryk sevgi ve görev duygusuyla, bir saat boyunca dövüştü ve birbirlerinin kollarında ağlayarak can verdiler. Bu olaya tanık olduğunu iddia eden Mantar’ın ifadesine göre ise olay çok daha vahşi idi. İkili birbirlerini hain olmakla suçladı ve dakikalar içinde birbirlerine ölümcül yaralar verdi.

Bu sırada Sör Criston Cole ”siyah lordları” -Rhaenyra’ya sadık olan  taç toprakları lordları- cezalandırmaya karar verdi. Rosby, Stokeworth ve Duskendale teslim oldu ama Uyku Kalesi’nde Lord Staunton çoktan Cole’un geldiği haberini almıştı. Savaşmak yerine kendisini kalesine kapadı ve Ejderhakayası’ndan yardım istedi.

Yardım Prenses Rhaenys -o sıralar elli beş yaşındaydı ama gençliğindeki kadar korkusuz ve gözüpekti- ve ejderhası Kızıl Kraliçe Meleys ile geldi. Ama Cole’da da ejderhalar vardı -İkinci Aegon, ejderhası Günateşi’nin üzerinde ve kardeşi Tek Göz Aemond, yaşayan en büyük ejderha Vhagar’ın üzerinde geldi-.

Prenses Rhaenys’in -Asla Taç Takmayan Kraliçe- gözünü bile kırpmadığı söylenir. Bir savaş çığlıyı ve kamçısından çıkan sesle Meleys’i düşmanlarının üzerine sürdü. Savaştan yalnızca Vhagar ve Aemond hasarsız çıkabildi: Günateşi sakatlanmıştı ve Kral İkinci Aegon zar zor kurtulmuştu, kırık göğüs kemikleri, kırılmış bir kalça ve vücudunun yarısını kaplayan yanıklarda çıktı savaştan. En kötüsü ise sol koluydu, ejderha ateşi kralın zırhını eritmiş ve koluyla kaynaştırmıştı. Rhaenys’in bedeni çarpışmadan birkaç gün sonra Kızıl Kraliçe’nin cesedinden kalanların arasında bulunmuştu. Neredeyse tanınamayacak kadar yanmıştı.

Aegon ertesi yılı kapalı alanda, yaralarını iyileştirmeye çalışarak geçirdi ama savaş devam etti. Kral Aegon’un ablasına nazaran birçok avantajı vardı ama ejderhalar onlardan biri değildi. Savaşın doruklarında, Aegon’un savaşabilecek kadar olgun dört ejderhası vardı ama Rhaenyra’da bu sayı sekizdi ve Rhaenyra’nın daha fazlasına da erişimi vardı. Önceleri daha sahiplenilmemiş üç yetişkin ejderha vardı: Gümüşkanat, Kraliçe Alysanne’nin eski bineği; Denizsisi, Sör Laenor Velaryon’un gözbebeği; ve Vermithor, Kral Jaehaerys’ten beri sürülmemiş. Sonraları ise eğer sürücü bulunabilirse evcilleştirilebilecek üç vahşi ejderha daha vardı: Yamyam, halkın Targaryenler Ejderhakayası’na gelmeden önce bile burada dolandığını söylediği ejderha; Gri Hayalet, insanlardan çekinen ve denizdeki balıkları avlayan; ve Koyunhırsızı, kahverengi ve çobanlardan çaldığı koyunlarla beslenmeyi tercih eden ejderha. Prens Jacaerys, bu ejderhalardan birini sürebilen kadın ya da erkek herhangi birinin asil yapılacağını duyurdu -eğer Mantar’ın Tanıklık isimli kitabına güvenebilirsek-.

Prenses Rhaenys, Meleys’in üzerinde, Kral İkinci Aegon ve ejderhası Günateşi’ne saldırırken

Birçokları bu ejderhalara binmeyi denedi. Ejderlerin en tehlikelileri vahşi olanlardı bu yüzden daha önce de binicileri olmuş ejderhaların hemen yeni bir binici bulmaları şans değildir. Yeni sürücülerden biri Hull’dan Adam idi -annesi Hull’dan Marilda tarafından kardeşi Alyn’in yanında sürebilmesi için bir ejderha almaya getirilen cesur ve asil bir genç- Kadın Alyn ve Adam’ın Laenor Velaryon’un oğulları olduğunu söyledi -birçokları bunu kayda değer buldu ama Lord Corlys ikisini de hiç sorgulamadan Velaryon Hanesi’ne evlat edindi.

Addam, Laenor’un ejderhası Denizsisi’ni seçti. Kardeşi Alyn’in ise şansı Koyunhırsızıyla pek yaver gitmedi, günlerinin geri kalanında sırtında ve bacaklarında ejderhanın alevinin izlerini taşıdı.

Koyunhırsızı sonunda Nettles tarafından -aşağı doğumlu, ejderha ona alışana kadar her gün koyun etiyle besleyen bir kız- eğitildi. Ejderha ve sürücüsü savaşta yer aldı ama Nettles’ın bağlılığı cesur Sör Addam’ınki kadar net değildi. Prens Daemon ve Nettles birbirlerinin aşığı olunca, bu olay Rhaenyra ve lord kocasının arasında gerginliğe yol açtı. Nettles -prens ona Netty derdi-, hem prensten hem de karısı Rhaenyra’dan uzun yaşadı. Koyunhırsızı’yla birlikte savaşın sonunda ortadan kayboldu. Yıllar geçene kadar da kimse nereye gittiklerini söyleyemedi.

Ama tüm bu ejderbinicilerinin arasında en kötüleri Ayyaş Ulf -şövalyeliğe yükseltildikten sonra Beyaz Ulf ismini alacaktır- ve bir demircinin piçi olan devasa ve güçlü Çekiç Hugh -şövalyeliğe yükseltildikten sonra Hugh Çekiç olarak anıldı-. idi. Ejderhalar Gümüşkanat ve Vermithor’u sürmenin verdiği şerefle yetinmeyen bu ikisi, lordluk ve varlık istedi. İlk olarak Rhaenyra için savaşırken, Birinci Tumbleton Savaşı’nda lordluk için saf değiştirdiler. Sonsuza kadar İki Hain olarak anıldılar. İkisi de onlara bağlı olduklarını sandıkları adamları tarafından sefil bir şekilde öldürüldü -biri şarabına katılan zehirle, diğeri ise Gözüpek Jon Roxton’un kılıcı Dulbırakan ile-.

Dans sırasında gerçekleşen savaşlar tam olarak hesaplanamaz. Neredeyse rakamlardan bile fazlalardı. İnsanlar kralın sancağını kaldırırken -Aegon’un kendi arması seçtiği üç başlı altın ejderha- komşuları Rhaenyra’nın, annesinin ay ve şahiniyle ve kocasının denizatıyla çevrelenmiş kırmızı ejderhalı, bayrağını kaldırıyordu. Kardeş kardeşle, baba oğulla dövüştü ve tüm diyar kanadı.

Birçok lord destekledikleri kralın veya kraliçenin yanında olmak için adam topladı. Ama orduları yöneten isimleri söyleyeceksek bunlar Prens Daemon Targaryen ve Prens Aemond Targaryen’dir. Aemond, Aegon ve Günateşi yaralandıktan sonra Diyarın Koruyucusu ve Prens Naibi ünvanlarını aldı. Hatta kardeşinin tacını bile taktı ama kendini kral olarak adlandırmadı.

Rhaenyra Hugh Çekiç ve Beyaz Ulf’un ihanetlerini öğrencince sinir krizi geçirdi. Krizi o kadar şiddetliydi ki ddiğer ejderhaları alan sürücüleri de tutuklamak istedi. Bu kişilerin arasında Addam Velaryon da vardı fakat Addam, Deniz Yılanı tarafından önceden uyarılmıştı, böylece kaçabildi. Genç Sör Addam İkinci Tumbleton Savaşı’nda cesurca öldü ve İki Hain’in ihaneti yüzünden sorgulanan bağlılığını kanıtladı. Kemikleri FS 138’de Kuzgunağacı Salonu’ndan Akıntıtaşı’na getirilince Lord Alyn mezar taşına şunu yazdı: ”SADIK.”.

Yeşillerin zararınaydı bu durum. Aemond çok deneyimsizdi ve çok çabuk karar veriyordu. O sırada Prens Daemon Harrenhal’ın kontrol ediyordu. Bu yüzden Aemond Harrenhal’ı rakibinden almak için kabaca bir plan yaptı ama Kral’ın Şehri’ni savunmasız bıraktı. Harrenhal’a vardığında ise kaleyi boş buldu. Aemond Harrenhal’a yürürken, Daemon, Kraliçe Rhaenyra ve onun ejderbinicileriyle Kral’ın Şehri’nin üzerinde buluştu. Altın pelerinler -çoğu hala Daemon’a sadıktı-, Aegon’un onları yönetmeleri için atadığı üstlerine ihanet etti ve şehri dökülen biraz kanla aldı. Bu kan da Sör Otto Hightower’ın Lord Jasper Wylde’ın ve bir zamanlar Rhaenyra’ya bağlı olan ama taraf değiştiren Lord Rosby ve Stokeworth’lerin kellelerinin alınmasıyla döküldü. Dul Kraliçe Alicent tutsak alındı ama İkinci Aegon ve çocukları -Lord Larys Strong’la birlikte- gizli yolları kullanarak kaleden kaçırıldı.

Diyar Ejderhaların Dansı sırasında çıldırmıştı ama en çok ejderhanın hayatını kaybettiği yer Kral’ın Şehri’ydi. Rhaenyra şehri kan dökmeden almıştı ama Birinci Tumbleton Savaşı’ndan sonra şehre huzursuzluk yayıldı. Birkaç kilometre ötedeki Tumbleton vahşice yağmalanmıştı; binlerce insan yanmış, binlercesi nehri geçmeye çalışırken boğulmuş, kadınlar ve kızlara ölene kadar tecavüz edilmişti ve ejderhalar da kalıntılarla besleniyordu. Lord Hightower’ın Prens Daeron ve İki Hain’in yardımıyla elde ettiği zafer şehre korku salmıştı. İnsanlar bir sonrakilerin kendileri olacağına emindi. Rhaenyra’nın güçleri darmadağın olmuştu, bu yüzden şehri savunacak sadece ejderhalar kalmıştı.

Çoban’ı yaratan da ejderhalara ve onların varlıklarına olan korkuydu. Kim olduğunu ismi çoktan unutulduğundan söyleyemiyoruz. Bazıları fakir bir dilenci olduğunu, bazıları Zavallı Dostlar’dan biri olduğunu ve kaçak olmasına rağmen diyara dadandığını söylüyordu. Her kimse de, Ayakkabıcı Meydanı’nda dua etmeye başladı. Ejderhaların şeytanlar olduğunu, tanrısız Valyria’nın yaratıkları olduğunu ve insanların kıyameti olduklarını söylüyordu. Korku öfkeye, öfke de kana duyulan açlığa dönüştü. Ve Çoban şehrin yalnızca ejderhalardan temizlenince kurtulacağını söylediğinde insanlar onu dinledi.

FS 130 yılının beşinci ayının yirmi ikinci gününde Tek Göz Aemond ve Daemon Targaryen son savaşlarına giriştiler. Aynı gün kaos ve ölüm Kral’ın Şehri’ne çöktü. Rhaenyra Lord Corlys’i torunu Sör Addam Velaryon’un kaçmasına yardım etmekle suçladı ve hapse attı. Deniz Yılanı’nın yeminli kılıçlarından bazıları Ayakkabıcı Meydanı’ndaki çeteye katıldı, bazıları da duvarları aşarak Deniz Yılanı’nı özgürleştirmeye çalıştı ama yakalanınca asıldılar. Kraliçe Helaena Maegor Kalesi’nin etrafındaki mızraklara düşerek can verdi -bazıları intihar, bazıları da cinayet der-. Ve o gece şehir, Çoban’ın çetesi tüm ejderhaları öldürmek için Ejderhaçukuru’na yürürken yandı.

DANS’TAKİ EN ÖNEMLİ SAVAŞLAR

FS 129’DAKİ SAVAŞLAR

YANAN DEĞİRMEN SAVAŞI, Prens Daemon ve Blackwoodlar, Brackenler’i yendi ve Taşlı Sept’i ele geçirdi.

GEÇİT SAVAŞI, Corlys Velaryon’un donanması Aegon’un müttefiklerinin oluşturduğu Üçlü tarafından yenildi. Jacaerys ve ejderhası Vermax ve Küçük Aegon’un ejderhası Fırtınabulutu bu savaşta öldü.

BALŞARABI SAVAŞI, Büyük Aegon’un en küçük kardeşi Daeron, Lord Hightower’ın askerlerini Lord Rowan, Tarly ve Costayne’den kurtardı.

FS 130’DAKİ SAVAŞLAR

KIZILÇATAL SAVAŞI, batılılar nehirlordlarını yendi, ama Lord Jason Lannister, yaver Uzunyaprak’tan Pate tarafından ölümcül bir şekilde yaralanınca nehirtopraklarına akın etti.

KIYIGÖLÜ SAVAŞI, -Balıkyemi olarak da anılır- Tanrı Gözü kıyılarındaki en kanlı savaş. nehirlordları, Lannister askerlerini göle doğru sürdü ve binlercesini öldürdü.

KASABIN TOPU, İkinci Aegon’un eli Sör Criston Cole Sör Garibald Grey’e, Lord Roderick Dustin’e -Yıkık olarak anılır- ve Uzunyaprak’tan Sör Pate’e -Aslandoğrayan olarak anılır- meydan okudu ama reddedildi. Cole, utanç verici bir şekilde, kılıç yerine oklarla öldürüldü. Askerleri de ondan hemen sonra yok edildi.

BİRİNCİ TUMBLETON SAVAŞI, İki Hain taraf değiştirdi, Kış Kurtları’nın -Lord Dustin’i takip eden kuzeyliler- kalanları kendilerinin on katı olmasına rağmen düşmanlarını yendi. Yeşiller’in ordusunu yöneten Lord Ormund Hightower öldü ve ünlü kuzeni Sör Brynden, Lord Roderick Dustin tarafından öldürüldü. Lord Dustin de daha sonra yine bu savaşta öldürüldü. Tumbleton’un yağmalanması devam etti.

EJDERHAÇUKURU BASKINI, gerçek bir çarpışma değildi. Bir çete, Çoban diye bilinen bir adamın liderliği altında çılgına döndü. Beş ejderhanın ve Sör Willum Royce’un ölümüne ve Royce’un Valyria çeliği kılıcı Ağıt’ın kaybolmasına yol açtı. Bir günlüğüne Kraliçemuhafızları’nın Lord Kumandanlığını yapan Sör Glendon Goode ve Ejderhakayası Prensi Joffrey de burada öldü.

TANRILARIN GÖZÜ ÜZERİNDEKİ SAVAŞ, Prens Tek Göz Aemond ve Prens Daemon Targaryen’in -ve ejderhaları Vhagar ve Caraxes’in- kötü şöhretli düellosunun olduğu savaş. Daemon’un ejderhalar suya düşerken Caraxes’ten Vhagar’a atladığı ve Kara Kızkardeş’le Prens Aemond’u öldürdüğü söylenir. Vhagar, Caraxes ve Daemon Targaryen burada öldü ama Daemon’un kemikleri asla bulunamadı.

İKİNCİ TUMBLETON SAVAŞI, ejderhaların asıl dans ettiği savaş. Cürretkar Prens Dareon’un gizemli ölümüne, Sör Addam Velaryon’un cesur ölümüne ve Denizsisi’nin, Tessarion’un ve Vermithor’un ölümüne sebep olmuştur.

FS 131’DEKİ SAVAŞLAR 

KRALYOLU SAVAŞI,  savaşın son çarpışması. Genç Lord Tully’nin Lord Borros Baratheon’u öldürmesiyle sonuçlandı.

Ejderhakayası Prensi Genç Joffrey Velaryon, kendi ejderhası Tyraxes’i kurtarmaya gitmek için annesinin ejderi Syrax’a binmeye çalışırken öldü. İki ejderha da kurtulamadı. O kanlı gecede çetelerin kubbeye akın etmesi ve ejderleri zincirlenmiş bulmasıyla beş ejderha öldü ve yüzlerce insan öldü. Dans’a başlayan beş ejderha çoktan ölmüştü ve savaş daha bitmemişti. Rhaenyra kısa bir süre sonra şehirden kaçtı.

Son nihayet geldi ama ejderhaların ya da prenslerin ölümüyle değil, kralın ve kraliçenin ölümüyle. Önce Rhaenyra öldü. Kocası Prens Daemon düşünce Velaryon Hanesi ona karşı geldi. Düşmanları da bir kez daha Kral’ın Şehri’ndeyken, kraliçe beş parasız bir şekilde kaçtı ve Ejderhakayasına yolculuk edebilmek için tacını satmak zorunda kaldı. Ama oraya vardığında karşısında taze yaralı İkinci Aegon’u ve ölmekte olan ejderhası Günateşi’ni buldu.

Ejderhaçukuru Baskını

Munkun’un Gerçek Anlatım‘ı Kral’ın Şehri düştüğünde Larys Strong’un kralın şehirden kaçırıldığını gördüğünü söyler. Strong, kralı, Rhaenyra’nın hiç tahmin edemeyeceği bir yere, kendi kalesi Ejderhakayası’na yollar. Yarım yıl boyunca kral iyileşmeye çalıştı.

Rhaenyra, ölümüyle yüzleşirken…

Kral Aegon, Ejderhakayası’nda Rhaenyra’ya düşmanlık besleyen birçok insan buldu -ölen oğullar, kocalar, kardeşler ve elde edebilecekleri zenginlik yüzünden- ve onların yardımıyla Ejderhakayası’nı ele geçirdi. Karşı koyan çok kimse olmadığından bu olay bir saat kadar sürdü. Prens Daemon’un kızı, 14 yaşındaki Baela Targaryen ve genç ejderhası Aydansçısı hariç. Baela onu almaya gelen insanlardan kaçtı ve ejderhasına ulaşmayı başardı. İkinci Aegon kalenin korusunda, ejderhası Günateşi’nin üzerindeyken, prenses ve ejderhası onlarla çarpışmaya gitti.

Aydansçısı, Günateşi’nden çok daha küçüktü ama aynı zamanda daha hızlı ve daha çevikti. Ne ejderha ne de prensesin korkusu yoktu. Ejderha Günateşi’ne doğru fırladı ve pençelerini Günateşi’ne geçirdi. Son bir alev Sunfyre’ı kör edene kadar dalaştılar. Birbirlerine dolaşmış bir şekilde düşerken, İkinci Aegon son anda ejderhasından atladı ve iki bacağını da kırdı. Baela ise acı sona kadar Aydansçısı ile birlikte kaldı. Alfred Broome, yaralı ve bilinçsiz bir şekilde yerde yatan kızı öldürmek için kılıcını çekince Sör Marston Waters kılıcı adamın elinden aldı ve kızı üstada taşıyarak hayatını kurtardı.

Rhaenyra’nın bu büyük çarpışmadan haberi yoktu ama olsa da bir şey fark etmezdi. Bacaklarının kırılmasıyla öfkeden ve ölümü bekleyen ejderhasından deliye dönmüş Aegon kızkardeşinin ölüme mahkum etti ve Rhaenyra’yı oğlu Küçük Aegon’un gözleri önünde Günateşi’ne yem etti. Böyle oldu Diyar’ın Gözdesi, Yarım Yıllığına Kraliçe Rhaenyra’nın ölümü. FS 130 yılının onuncu ayının yirmi ikinci gecesiydi.

Üvey erkek kardeşi de ondan uzun yaşamadı. Rhaenyra ölmüş ve Küçük Aegon’u da esir almış olmasına rağmen İkinci Aegon’un hala birçok düşmanı vardı. Bu insanlar Aegon’a karşı, onun Rhaenyra’ya yaptıklarından korktukları için savaşıyordu ama savaşmaya devam ettiler ve daha büyük bir düşman olduklarını kanıtladılar.  Lord Borros Baratheon kuvvetleriyle birlikte Rhaenyra’dan kalanların üzerine doğru yürürken gidişatı değiştirebilecek bir şans vardı. Ama Lord Borros Kralyolu Savaşı’nda düşünce askerleri darmadağın edildi. Dostlar olarak bilinen nehirlordları onu yendiğinde şehre bir taş atımlık mesafedelerdi -bu sırada Lord Stark ordusuyla birlikte kralyolundan aşağı iniyordu.

Tam da bu sırada Lord Corlys Velaryon -serbest bırakılmış, itibarı iade edilmiş ve küçük konseyde krala hizmet etmeye başlamıştı- krala teslim olmasını ve Gece Gözcüleri’ne katılmasını tavsiye etti. Kral kabul etmedi ve Küçük Aegon’un destekçilerine gözdağı vermek için çocuğun bir kulağını kesti. Odasına taşınmak için sedyesine tırmandı ve yolda bir bardak şarap içti.

Eşlikçileri sedyeyi yukarı taşıdığında kralı, dudaklarından kan sızmış bir şekilde ölü buldular. Ve böyle oldu İkinci Aegon’un ölümü, ona hizmet eden adamlar tarafından zehirlenmişti.

Yaralı, parçalanmış diyar çoktandır acı içindeydi ama Ejderhaların Dansı bitmişti. Şimdi diyarı Yalancı Bahar, Kurt Saati, naiplerin hükmü ve Kırık Kral bekliyordu.

DANSTAKİ EJDERHALAR

İKİNCİ AEGON’UN EJDERHALARI

GÜNATEŞİ (Kral Aegon), görkemli ama genç. Ejderhakayası’nda Aydansçısı ile yaptığı savaştan sonra öldü.

VHAGAR (Tek Göz Aemond), Fatih Aegon’un 3 ejderhasının sonuncusu, yaşlı ama devasa ve güçlü. Tanrıların Gözü üstünde, Caraxes’le savaşırken öldü.

RÜYAATEŞİ (Kraliçe Helaena), Birinci Jaehaerys’in kız kardeşi Rhaena’nın ejderhasıydı. Ejderhaçukuru Baskını sırasında göçen kubbenin altında kalarak can verdi.

TESSARION (Prens Daeron), Mavi Kraliçe, Aegon’un tarafında savaşan ejderlerin en küçüğü. İkinci Tumbleton’da öldürüldü.

MORGHUL (Prenses Jaehaera), Savaşmak için çok genç. Ejderhaçukuru Baskını sırasında Yanan Şövalye tarafından öldürüldü.

SHRYKOS (Prens Jaehaerys), Savaşmak için çok genç. Ejderhaçukuru Baskını sırasında Oduncu Hobb tarafından öldürüldü.

 

KRALİÇE RHAENYRA’NIN EJDERHALARI

SYRAX (Kraliçe Rhaenyra), Devasa ve korkutucu. Ejderhaçukuru Baskını sırasında öldürüldü.

CARAXES (Prens Daemon), Kanlı Solucan, devasa ve korkutucu. Tanrıların Gözü üzerinde Vhagar’la savaşırken öldü.

VERMAX (Prens Jacaerys), Genç ama güçlü. Boğaz Savaşı’nda sürücüsüyle birlikte öldürüldü.

ARRAX (Prens Lucerys), Genç ama güçlü. Gemikıran Koyu’nda sürücüsüyle birlikte Vhagar tarafından öldürüldü.

TYRAXES (Prens Joffrey), Genç ama güçlü. Ejderhaçukuru Baskını sırasında öldürüldü.

FIRTINABULUTU (Prens Küçük Aegon), Boğaz Savaşı’nda okla öldürüldü.

MELEYS (Prenses Rhaenys), Kızıl Kraliçe, yaşlı ve kurnaz, tembel ama yeri geldiğinde korkunç. Sürücüsü Asla Taç Takmayan Kraliçe ile birlikte Kahverengi Oyuk’ta öldürüldü.

AYDANSÇISI (Leydi Baela), narin ve güzel, neredeyse sadece bir kızı taşıyabilecek kadar büyük. Ejderhakayasında Günateşi tarafından öldürüldü ama ejderhada ölümcül bir yara bıraktı.

GÜMÜŞKANAT (Sör Beyaz Ulf), İyi Kraliçe Alysanne’nin ejderhası. Bir ejderhatohumu ve dönek tarafından binek olarak alındı. Dans’tan sağ kurtuldu ama vahşileşti ve Kızıl Göl’deki bir adaya yuva yaptı.

DENİZSİSİ (Hull’dan Sör Addam), Sör Laenor Velaryon’un ejderhasıydı. Bir ejderhatohumu tarafından binek olarak alındı. İkinci Tumbleton’da Vermithor tarafından öldürüldü.

VERMITHOR (Sör Hugh Çekiç), Yaşlı ve beyaz. Yaşlı Kral’ın bineğiydi. Bir ejderhatohumu ve dönek tarafından binek olarak alındı. İkinci Tumbleton’da Denizsisi ve Tessarion ile savaşırken öldürüldü.

KOYUNHIRSIZI (Nettles), bir ejderhatohumu tarafından evcilleştirilmiş vahşi ejderha. Savaşın sonunda ortadan kayboldu.

GRİ HAYALET, Vahşi bir ejderha, asla evcilleştirilmedi. Ejderhakayası’nda Günateşi tarafından öldürüldü.

YAMYAM, Vahşi bir ejderha, yavru yumurtalarla beslenen bir leşçi ve katil. Asla evcilleştirilmedi ve savaşın sonunda ortadan kayboldu.

SABAH (Leydi Rhaena), Savaşmak için çok genç. Dans’tan sağ kurtuldu.