Justice league filmini yeni izlediğimiz şu dönemde Batman ve bize sunduğu üstün insan miti hakkında tekrar düşünmeye başladım. Superman 1933 yılında yaratıldığında her açıdan maksimize edilmiş bir üstün insan tasviri ve umut simgesi olarak Amerikan bayrakları önünde gururla yükseliyordu. 1939 yılı geldiğinde ise süper insan ünvanını bence çok daha fazla hak eden Batman Çizer Bob Kane ve yazar Bill Finger tarafından sayfalara taşındı. Superman iddiasının aksine bir insan olmaktan anatomik olarak uzaktır galaksiler ötesinden gelen bir canlıdır. Kriptonun son oğlu Kal-el’dir. Kansas topraklarında bir çiftçilikte büyür. Çocukluk yılları güçlerini keşif ve kontrol etmeyi öğrenmekle geçer.İlk gençlik yıllarında ise artık bilincine vardığı güçlerini  minimalize etmeye çalışarak sürer gider.Yani Superman yıllarca bir insan olmaya çalışır ve bunu öylesine içine sindirir ki çizgiromanlarda bir noktada kostümünü dolaba kaldırdığında çifttliğine geri döner ve sıradan bir insan gibi yaşamını sürdürür.

Bu noktada filmde Bruce Wayne’nin söylediği şu repliği hatırlatmak isterim; “Superman benden daha insan”

Bu noktaya tekrar döneceğiz ama öncesinde Batman için bir genel plan alalım.Çok sade şekilde bakalım karaktere.Annesi ve babası gözünün önünde öldürülmüş olan bir çocuk bu travmanın ağırlığı altından varolan maddi gücünüde kullanarak bir suç savaşçısına dönüşür.Bu kadar basit özetlenebilir aslında Batman.Biraz daha yakın plandan baktığımızda ise yıllarca süren bir çalışma görürüz.Mental olarak yapılan hazırlıklar,fiziksel güçlenme ve dövüş sanatları için yıllar süren çalışmalar,öğrenilen diller ,kültürler,suçla savaş için geliştirilen teknolojiler ve daha bir sürü küçük,büyük mevzu.Bruce Wayne,Batman kimliğine bürünmek için bütün insani yeteneklerini maksimize etmeye çalışarak yıllarını harcamış bir karakter.Bütün bunlar sonucu bir süper kahraman olmaktan öte “dünyanın en iyi dedektifi” iddasını taşır.Şehrini sahiplenen daha çok yerel bir kahraman olarak kalır ama DC külliyatı içinde bir çok sefer dünyayı kurtarmaktanda tabi ki geri kalmaz.

Batman Gotham’ın fantastik kötülerine karşı savaşını kazanmak için kendini hep bir adım ileri ,insan sınırlarının ötesine taşımak zorunda kalmıştır.Yani her seferinde insanlık için kendi insanlığında biraz daha uzaklaşmak durumunda kalmıştır çünkü insani yapı bütün bu kötülükler mücadelesi içinde yetersiz kalmıştır.

Duygularına karşı gelmiş,fiziksel acılara,zihinsel yorgunluklar direnç göstermiştir.Filmde bize gösterilen ve 20 yıl boyunca suçlularla savaştığını söyleyen Batman’in yıllarca nasıl insanlıktan uzaklaşarak katılaştığını sanırım artık kafamızda canlandırabiliyoruz.

Durum bu şekildeyken yıllar boyu “insan” olmak ,kendini insana indirgemek için çalışan Superman’in ondan daha insan olduğunu düşünmesi son derece altı dolu bir fikir.
Batman bizi bu cümle ile bir paradoksa sokuyor.İnsanlığı korumak için insani vasıflarını yükselten kahraman ,insanlığı korurken onu daha iyi anlamak için kendini sınırlayan ve insana indirgeyen Kahraman’dan yardım istiyor.Batman bence bize diyor ki bizi bizden başkası kurtaramaz. Belki fiziksel olarak değil ama duygusal olarak bunu diyor yaşlı kara şövalye!