Beyaz Çocukların Nefret Rapsodisi – American History X

Yarısından biraz fazlası siyah ve beyaz tonlarında çekilmiş olan inançlarımız ve fikirlerimiz üzerine kurulu bir filmi ele alıyoruz: American History X. Türkiye ismiyle Geçmişin Gölgesinde.

Derek Vinyard rolünde Edward Norton harika bir iş çıkartıyor. Zaman zaman senaryoya karışıyor hatta bu konuda yönetmeniyle sık sık tartışıyor. Yönetmen bu durumdan rahatsız olması sonucunda filmden memnun kalmıyor. Hatta filmde “Yönetmen” kısmında isminin geçmesini istemiyor ve bir takma ad kullanılmasını istiyor bu kısım için. Daha sonra talebi yerine getirilmeyince film stüdyosuna dava bile açıyor.

Yapımı böyle ilginç olaylarla dolu olan filmde hikaye dışında en çok gözüme çarpan nokta kamera açılarıydı. Profesyonel bir film eleştirmeni olmadığımı belirterekten benim bir düşüncem var: Kurgu ve görüntü ne kadar birbirine yedirilirse o kadar atmosferi yaşıyorum. Atmosferi ne kadar yaşarsam o kadar da o filmi seviyorum. Ben bu filmi de bu kategorime katacağım.

Küçük Kardeş Olmak: Danny Vinyard

Derek’in kardeşi Danny, bence filmde apayrı bir noktada. Erken yaşta küçük tanrısını kaybediyor. Babası öldükten sonra yeni küçük tanrı olarak kendisine edinebileceği sadece bir rol model kalıyor. O da ağabeyi Derek.

Derek ne ise o da o olmak istiyor. Onu memnun etmek, ondan “aferin” sözünü duymak istiyor. İşte küçük tanrı sözünü bu yüzden seçtim. Bu bahsettiğim davranış biçimi de bir tür ibadet değil mi? “Onun rızasını kazanmaya çalışmak…”

Daha sonra Derek’i üç yıl göremiyor. Derek bu süre içerisinde değişiyor. Ama Danny’nin kafasında yaşattığı Derek rol modeli aynı biçimde ilerliyor.

Buradan pişman olmaların anlamsızlığını vurgulamak isterim. Pişman olmak geçmişte yapılmış bir davranışın, yapılmış olması üzerine duyulan üzüntü ve keşke yapılmamış olsa diye edilen sitemdir. Peki bir başkasının, öbür başkasına yaptığı bir kötü eylemi görünce pişmanlık hisseder miyiz? Hayır. Üzüntü hissederiz en fazla. Benim düşüncemde de biz sürekli değişim ve gelişim içerisindeyiz. Dünkü biz, farklı insanlardık. Yarın daha farklı olacağız. Dün daha iyi yapabileceğimiz bir şey yoktu ve olsaydı yapardık.

Derek’in Gelişimi

Bu bir Chuck Palahniuk kitabı değil. Her şey eskiyip dağılıyor şeklinde bir bakış açısıyla bakmayalım. Derek de değişti ve gelişti. Pişmanlık da duydu belki. Hapishanede kaldığı sürece ona düşünmek için uzun bir süre tanınmış oldu. Hayatının bir kısmını feda ettiği ve hem fiziki hem düşünsel açıdan adadığı birtakım kavramların aldatmaca olduğunu öğrendi. Babasının ırkçılık fikirlerini aşılamasıyla başlayıp, yine itfaiyeci babasının bir siyahi mahallesinde görevini yapması sırasında bir siyahi tarafından öldürülmesi ile devam eden hikayesi tabusal bir eylemle sonlandırıldı.

Kronolojik olmayan yazımızda hikayenin başına dönelim. Somut ve en yakın olduğu rol model yıkılıyor ve bunu yıkanlara karşı kin besliyor. Şimdi toplum bir facia daha kazandı. Bu facia, hayatı anlamlı bulamayışın sonucunda birtakım şeylere tutunmak zorunda, hayatta kalmak için. Bunlardan biri ırk. Diğeri de din oluyor. İlginç bulduğum kısım da bir rol model arayışının hayatında kısıtlamalar yapacak ya da hayatına yön verecek kadar önemli olması. Şöyle ki Derek, marketi basmadan önce küçük çetesindeki birisinin uyuşturucu kullandığını görünce onu sertçe uyarıyor.

Nihâyetinde öfkeden arınış

“Sahip olduklarımı yok eden kurtarıcı, benim ruhumu kurtarma savaşındadır. Bütün aidiyetleri yolumdan kaldıran öğretmen beni özgür kılacaktır.”

Bu Dövüş Kulübü’nden bir söz. Burada maddi mülkiyetten bahsediliyor. Ancak bu sözü fikri mülkiyete yani ideolojilere mâledersek American History X ile bir bağ kurmuş oluyoruz.

Kişiyi diğer fikirlerinden bağımsız olarak ele alırsak, kişinin özünü bulmuş oluruz. İşte Derek de ırkçılıktan ve bazı uç noktadaki fikirlerinden nihayetinde kurtuluyor. Bu kurtuluş elbette bir anda olmuyor. Çamaşırhanedeki siyahi çocuk, beyazların Meksikalılarla iş yapması, en sonunda da beyazların Derek’i banyo sahnesindeki tacizi… Hepsi Derek’in arınışının birer adımı. Ve Derek en sonunda hem fikren özgür oluyor hem de fiziki olarak.

Mehmet Özgül
Mehmet Özgülhttps://ozanlarinoykuleri.com
ozanların öyküleri kurucusu. you better stop running, 'cause you know that i'm coming.

Bunlara göz atmadan geçmeyin:

İlgili Yazılar

1 YORUM