Çocuk Haçlılar

0
91

Üç asra yakın bir zaman dilimine yayılmış olan Haçlı seferleri içinde, 1212 yılında vuku bulmuş ‘’Çocuk Haçlı Seferi’’ denemesi çok ilginç, bir o kadar da hazin bir hadisedir. Bu sefer denemesi, 1204’teki IV. Haçlı Seferi ile 1217’de gerçekleşecek olan V. Haçlı Seferi arasında bir dönemde gerçekleşmiştir.

1198-1216 tarihleri arasında Katolik dünyanın ruhani liderliğini yapmakta olan papa III.Innocentius; 1187’deki Hıttin Savaşı sonrasındaki süreçte Eyyubilerin eline geçmiş olan Kudüs’ü geri alma hayaliyle, Haçlı Seferi çağrısında bulunmuştu. 1204 yılında eyleme dökülen bu eser, Venedik dukası Enrico Dandolo idaresinde Konstantinopolis’e yönlendirilerek amacından saptırılmıştı. Doğu ve Batı kiliseleri arasındaki kırılma noktalarından birini teşkil eden bu harekât sonrasında Papa, yeniden bir Haçlı ordusu toplanması konusunda çeşitli icraatlarda bulunmuştu. Fakat haçlı ordusunun toplanarak Kudüs istikametine doğru yola çıkması çeşitli sebeplerle gerçekleşememişti. Önce Güney Fransa’da ‘’sapkın’’ olarak kabul edilen çeşitli Hristiyan cemaatleri üzerine bir dizi sefer düzenlenmiş, sonrasındaysa İspanya’daki Müslümanlarla mücadeleye girilmişti.

Papa III. Innocentius

Kudüs yönünde bir türlü sefer düzenlenemeyen bu dönemde; 1212 senesinde Fransa’nın Saint Denis bölgesinde, Etienne adında bir çocuk ortaya çıkarak Hz.İsa’nın kendisine göründüğünü ve Fransa kralı Philippe’e teslim edilmek üzere bir mektup verdiğini iddia etti. Fransa Kralı Philippe o esnada Etienne’nin bulunduğu Orleannais bölgesindeydi, fakat kral Philippe çocuğu dikkate almadı. Buna rağmen Ettienne’in şevki kırılmadı ve bu kez kendisini bizzat Hz.İsa’nın görevlendirdiğini iddia etti ve sefer için vaazlarına başladı. Vaazlarında günahsız çocuklardan oluşacak olan haçlı kafilesinin Kudüs’ü kurtaracağını ve Hz.Musa gibi denizi yaracağını tebliğ etti. Etienne bu vaazlarda epey başarılı oldu ve Fransa’nın her köşesinden gelen çocuklar sefere akın etti. Çocuklar onun liderliğinde birleşti, bu sırada onun izinden giden başka çocuklar da diğer bölgelerde vaazlar vermeye başlamıştı. Haziran 1212’de çocuk haçlılar Vendome kentinde toplandılar. Bu dönemin kaynakları en büyüklerinin 12 yaşında olduğu 30 bin kadar çocuğun burada toplandığını aktarmaktadır. Bu rakam yüksek ihtimal abartılıdır, fakat yine de on binlerce çocuğun toplandığı açıktır. Bu çocuklar heterojen bir yapıda olup, arlarında sadece alt tabakadan değil, yurtlarından kaçan asilzadelerin çocukları da bulunmaktaydı. İçlerinde genç papazlar, kızlar ve yaşlı hacılar da vardı. Bu çocuklara sempati besleyen papazlar, seferi takdis ettikten sonra kafile Marsilya’ya doğru yola çıktı. Yola koyuldukları yaz ayları normalden daha kurak geçmekteydi, çocuklar için yiyecek ve su bulmak son derece zordu. Bundan dolayı geçtikleri köy ve kasabalardaki halkın sadakasına muhtaçtılar. Fakat zaten kıt kanaat yaşamlarını sürdüren bu köylüler, çocuklara gerekli yardımı yapamadılar. Bundan sebep kafilenin birçoğu, haç yolunda açlık ve susuzluktan kırıldı.

Marsilya’ya ulaşabilen çocuklar burada büyük sevinçle karşılandı. Her bir çocuk kendisine bir ailenin yanında yer buldu ve ilk gece bu Marsilyalı ailelerin yanında konakladılar. Ertesi gün sadece küçük haçlılar değil, kentin büyük kısmı limana denizin nasıl ikiye yarıldığını görmek için akın etti. Fakat –tahmin edebileceğiniz üzere- beklenen mucize gerçekleşmedi.Kendilerine vaat edilen büyük mucizenin gerçekleşmediğini gören haçlılar hayalkırıklığı yaşadı. Bu haçlılardan bir kısmı kendilerini kandırdığı gerekçesiyle Etienne’i suçlayarak yurtlarına dönme kararı aldılar. Ancak yine de büyükçoğunluk günlerce mucizenin gerçekleşmesini bekledi. Bu bekleyiş sırasında adlarının Demir Hugue ve Domuz Guillaume oldukları rivayet edilen iki tacir,çocukları ücret almadan, sadece Tanrı rızası için gemilerle Filistin’e götürebileceklerini söylediler. Etienne ve diğer çocuklara bu teklif inanılmazcazip geldi ve hemen kabul ettiler. Gemilere binen bu çocukların akıbeti hakkında on sekiz yıl haber alınamayacaktı…

Fransa’da bu hadiseler yaşanırken, Almanya’da da Nikolaus isimli bir çocuk, Etienne’in vaazlarına benzer vaazlar vermeye başladı. O da tıpkı Etienne gibi kutsa toprakları ancak çocukların kurtarabileceğini çünkü büyüklerin kirlenmiş olduğunu ancak çocukların günahsız olduklarını söylüyordu. Fakat aralarında bir fark vardı, Etienne çocukların savaşarak Kudüs’ü kurtarabileceğini söylerken, Nikolaus Tanrı’nın bir mucizesiyle dinsizleri konuşarak ikna edebileceğini iddia ediyordu. Nikolaus’un başarılı vaazları sonucunda Fransa’da olduğu gibi Almanya’nın Köln kentinde de on binlerce çocuk haçlı olmak için toplanmıştı. Fransa’da Etienne’in topladığı gruba nazaran, Nikolaus’un grubunda çok daha fazla asilzade çocuğu bulunmaktaydı. Nikolaus’un grubu, Köln’de ikiye ayrıldı. Birinci grup, Nikolaus liderliğinde Alpleri geçerek Cenova’ya ulaşacaktı. Bu dönemin şartlarında ‘’ölümcül’’ denilebilecek bir rotaydı. O kadar fazla çocuk hayatını kaybetti ki, Cenova’ya yola çıkan kafilenin sadece üçte biri varabildi. Cenova kentinin yöneticileri, çocukları kente sorun çıkarmadan almakla beraber sadece bir günlük izin verdi. Nasılsa deniz çocukların önünde yarılacak ve vaat edilen mucize gerçekleşmiş olacaktı, bu yüzden bir günlük izin yeterliydi. Fakat -yine- tahmin edebileceğiniz üzere beklenen mucize gerçeğe dönüşmedi. Hayalleri yıkılan ve kandırılmış hisseden bu çocukların bir kısmı Cenova’da yaşamaya karar verdiler ve haçlı olmayı unuttular. Yüzyıllar sonra ise birçok Cenovalı ileri gelen aile, soylarını işte bu kalan çocuk hacılara dayandırmaya gayret gösterecekti. Cenova’da kalmayı ve seferi iptal etmeyi kabul etmeyen Nikolaus ve onun az sayıdaki sadık destekçileri ise Cenova’dan Pisa’ya hareket ettiler. Burada şansını tekrar deneyen Nikolaus, yine hüsrana uğradı. Tanrı dualarına cevap vermiyor ve denizi yaramıyorlardı. Kafilenin bir kısmı burada Filistin’e giden gemilerde yer bulabildi ve bu küçük hacıların akıbetinden bir daha haber alınamadı. Nikolaus ise hala mucizenin gerçekleşeceğine inanıyordu. O ve sadık yandaşları yürüyüşlerine azimle devam ettiler ve sonunda Roma’ya ulaştılar. Roma’da onları huzuruna kabul eden papa Innocentius, çocukların dindarlıklarını takdir etmekle birlikte kesin bir dille evlerine dönmelerini istedi. Papanın sözleri üstüne çocukların bir kısmı, büyük bir hayal kırıklığıyla evlerine dönmeye karar verdiler ve birçoğu dönüş yollarında hayatını kaybetti. Bu yolu geri gitmeyi göze alamayanlar ise çeşitli İtalyan köy ve kasabalarında kaldılar. Nikolaus’un yurduna dönüp dönmediğini henüz bilmiyoruz. Ancak binlerce aile, evlatlarının acı akıbetinden Nikolaus’un babasını sorumlu tuttu. Bu adam toplumsal bir ayaklanmadan korkarak, bu adamı önce tutukladı sonra da idam etti.

Yaşanan bu hadiselerden on sekiz yıl sonra, 1230 senesinde, Fransa’ya doğudan bir papaz geldi. Bu papazın anlattığı öyküler o dönemde herkesin dikkatini çekmişti. Papaz, on sekiz sene evvel genç bir din adamı olarak diğer Fransız çocuklarla birlikte Marsilya limanından gemiye bindiğini anlatıyordu. Gemilerden ikisi, yola çıktıktan birkaç gün sonra yakalandıkları fırtınada kayalıklara çarpıp parçalanmış ve taşıdığı tüm yolcular ölmüştü. Diğer gemi ise bir süre sonra Arap korsanlar tarafından kuşatılmıştı. Çocuk haçlılar; daha önce Arap korsanlarla anlaşma yapmış kaptanlar tarafından, onları köle olarak satmak üzere gemiye bindirilmişlerdi. Arap korsanlar, çocuk haçlıları Cezayir’e götürmüşler, buradan da Mısır’a sevk etmişlerdi. Hayatta kalmayı başaran çocuk haçlıların büyük kısmı buradaki çiftliklere köle olarak satılmış; okuma yazma bilen az sayıdaki çocuk ise, Eyyubi meliki el-Adil’in oğlu ve Mısır valisi el-Kamil tarafından hizmete alınarak tercüman, katip ve öğretmen olarak istihdam edilmişlerdi.

“Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan, Tanrı’da yaşar, Tanrı da onda yaşar” İncil 1.Yuhanna 4:16



Bibliyografya

KANAT Cüneyt, ‘’Sorularla Haçlı Seferleri’’, Yeditepe yayınları 2015

KAYA Önder, ‘’Avrupa Tarihi’’, Kronik yayınları 2018

ALTAN Ebru, ‘’Çocukların Haçlı Seferi’’, Popüler Tarih,sayı:40, 2003

DEMİRKENT Işın, ‘’Haçlı Seferleri Tarihi’’, Dünya Aktüel yayınları, 2006