Yüzlerce sayfa okuduk,saatlerce film izledik yetmedi üzerine konuştuk,yazdık,çizdik.Bu yazıda çok genel hatları ile yaptığım okumalardan yola çıkarak kendi sevdiğim eserler üzerinden örnekler vererek fantastik kurgunun genel özelliklerine bakacağız.İçeriğin doğru değerlendirilmesi için çok genel ve konunun geniş içeriğine göre özet niteliğinde bir yazı olduğunu belirtmek isterim.Merak edenler birkaç basit arama ile konu hakkında çok sayıda tez çalışmasına ve kitaba rahatlıkla ulaşabilirler.Fantastik kurgu eserleri hayatımızı renklendiren,bize nefes aldıran yapıtlar.
Bunların gücü nedir ki biz bazen Ayrık vadi üzerinde at sürüyor bazen Hogwarts salonlarında cisimlenme dersleri alıyoruz.Günlerimizi Death star planları peşinde veya Tardis ile zaman ve mekan boyutları arasında seyahat ederek geçiriyoruz.Gerçekliğin bizi üzen her sorunundan kaçıp orada huzur buluyoruz.Peki aslında ne bu bizi alıp duvardan duvara vuran,gerçekliğimizi yırtıp atan fantastik kurgu ?

Fantasik , kelime anlamı olarak:

1. Gerçekte olmayan, gerçek olmayan düşlemsel, hayalî: Fantastik unsurlar

2. 18. yüzyıldan başlayarak Fransa’da gelişen bir yazın türü (TDK Sözlük, 1997:47).

 

TDK tanımı aksini söylesede ilk Fantastik kurgu eseri olarak Homerus tarafından yazılan Odeysseia (Odesa) destanı gösterilir.Odysseia, Truva’nın düşmesinden 10 yıl sonra Odysseus’un İthaca’ya evine dönünceye kadar maceralarını anlatır.Burdan başladığı kabul edilen fantastik yolculuğumuz bu gün izlediğimiz MCU/DCU filmlerine kadar uzanıp gelmektedir.

Çok farklı gibi görünsede Joseph Campbell’ın kahramanın sonsuz yolculuğu (En son ithaki yayıncılık tarafından basıldı)kitabını okuyunca aslında hepsinin nasıl ayni temel karakter kurallarına uyduğunu daha iyi anlıyoruz.Campbell’ın şahane kitabını başka bir yazının konusu olarak kenara ayırıyorum.Fantastik kurguların karakter dışında ki ortak noktalarına bakalım.

Barış Müstecaplıoğlu, dünya edebiyatındaki önemli fantastik yazarlarını şu nitelikleriyle yorumlamıştır:
“Fantastik kurgu denince ilk akla gelen yazarlardan Weis-Hickman çifti anlattıkları öykülerde macera boyutunu ön plânda tutmuş, Ursula K.Leguin edebî yönüne ve işlediği temalara ağırlık vermiş, Tolkien, Eddings, Robert Jordan gibi yazarlar ise hayal gücü ile edebiyatı dengelemeye özen göstermişlerdir. R.A.Salvatore, Kara Elf üçlemesinde bize dünyayı kötülerin gözünden göstermiş, Steven Brust, Vlad Taltos romanlarında sosyalist devrimciliğini sergilemekten kaçınmamıştır. Hatta Terry Pratchett gibi türe eğlenceli bir bakış açısı katanlar, her üç sayfada bir yüzümüze geniş gülümsemeler konduranlar bile olmuştur. Tüm bu yazarlar, fantastik kurgunun ayırt edici noktalarına sadık kalmış, ama kendi roman anlayışlarının ve okurlarına yaşatmak istedikleri duyguların yönlendirmesiyle, bizlere birbirlerinden çok farklı lezzetler sunmuşlardır. Şurası kesin ki her türün başyapıtları sayılıdır. Ama her türün olduğu gibi fantastik kurgunun da değerini, çoğunluğu oluşturan vasat örnekleri değil, başyapıtları belirler. Metinlerini ‘eleştirel’ olarak tanımlayan Pratchett, büyümek ve ölüm korkusu gibi temaları işleyen Leguin ve en bilinen örnek olarak Tolkien benzeri yazarlar, okurlarını yarattıkları dünyalarda fantastik yolculuklara çıkarırken, edebiyattan uzak düşmemeyi de başarmışlardır . “

Rus felsefeci Vladimir Soloviov fantastik kavramı için, gerçek fantastikte her zaman tuhaf bir fenomenin var olduğunu ve bunun, doğal ve doğaüstü nedenler olmak üzere iki yoldan açıklanabiliyor olduğunu söylüyor.Buna örnek olarak aklıma ilk olarak Thor geliyor,sergilediği güçler bize tamamen fantastik gelsede serinin ilk filminde Thor bunu şöyle açıklıyor “siz buna bilim diyorsunuz biz sihir”.Biraz geniş bir açı ile bakarsak yeterli gelişmişlikte bir teknolojiyi sihirden ayırt etmek gerçekten zordur.Şu an kullandığımız cep telefonları 15.yüzyılda yakılmamıza sebep olacak bir sihir aracı olarak çok rahat anlaşılabilirdi.Thor’un cümlesinden yola çıkarak Mjölnr yapay bir zekaya sahiptir kendisine dokunan kişileri analiz eder eğer dokunan kişinin özellikleri yeterli değilse yer çekimini arttıran nano motorlarını aktive ederek kendisini kaldırmasına engel olur yani aslında çekicin bir bilinci vardır desek zorlama olur mu?
Mjölnir sihirli bir yapıya sahiptir,ruhu ve kendi kararları vardır fikri ile yapay zeka fikri arasında devasa bir fark var ama açıklama olarak ikiside aynı inandırıcılık seviyesindedir.Her iki açıklamayıda kaldırabilir yapıda olmak Vladimir tarafındanda söylendiği gibi fantastik kurguların yapısında bulunan bir şey.

Başka bir örnekle bakarsak Harry Potter serisi büyü olayını kendi içinde çok basite,”yaptım oldu tavrına” indirmeden,kendi evreni içinde yarattığı büyü bilmi kuralları ile bize sunar.Bir büyücü yeteneklerini eğitim almadan,okul içinde akademik sayılabilecek seviyede ciddi dersleri tamamlamadan kazanamaz.Serinin pek çok noktasında değinilen yoğun dersleri ve zor sınavları hatırlayalım.Büyü yapmak ciddi bir iştir.Okul bitirilene kadar büyü ile ilişkileri “genç yaştaki büyücülerin korunması kararnamesi” ile sihir bakanlığı tarafından sınırlandırılmıştır.Seri bu bağlamda kendini çok ciddiye alır ve kendi yarattığı kurallara büyük saygı gösterir.Bütün iyi Fantastik yapımlar böyledir zaten.Yapıt kendi kurallarına uymamaya başlarsa onu ciddiye almayız,alamayız ve kaybolur gider.Kendi kurallarına bağlı olmak,fantastik olsa bile bir mantığa ve belirli sabitlere sahip olmak fantastik kurguların başka bir ortak özelliğidir.

İkinci bir yazıda devam etmek üzere burda fantastik kurgu üzerine söyleceklermi kesiyorum.Bu üzerine daha çok konuşacağımız,yazacağımız bir konu.Bir sonraki yazıda diğer genel özelliklere değinmek üzere bir Tolkien alıntısı ile bitiriyorum.

“Fantezi doğal bir insan etkinliğidir. Aklı kesinlikle yok etmez hatta ona hakaretbile etmez ve bilimsel gerçekliğe olan açlığı körleştirmez ya da bilimsel gerçekliğin algılanışını çarpıtmaz. Tam tersine akıl ne kadar keskin ve açıksa okadar iyi fantezi yaratılabilir. İnsanlar gerçeği (olgular ya da kanıtlar) bilmek istemedikleri ya da gerçekleri algılayamadıkları bir duruma girseler, onlar iyileşene dek fantezi de zayıf kalırdı”(Tolkien, John Ronald Reuel (1977). Peri Masalları Üzerine. İstanbul: Altıkırkbeş Yayınları. )