Fedakârlık — Vatan Yahut Silistre Kitap İncelemesi

0

Oyun, 1853 Osmanlı-Rus Harbi sırasında cepheye giden sevgilisinin peşinden savaş meydanında onunla birlikte olmak ve aynı kaderi paylaşmak için asker kıyafetleriyle Silistre savunmasına katılan genç bir kadın ve sevdiği adamın aşkını anlatmaktadır.

 Fakat Namık Kemal olayın 1828 savaşında geçtiğini,  ancak ‘’belki de düzenli ordu rütbesine muhtaç olan Sıtkı Bey’in macerasına koyabilmek için’’ Kırım Savaşı’na aktardığını söyleyecektir.

Namık Kemal, 1872’de İbret gazetesinde çıkan bir yazısı nedeniyle dört ay hapis yatacak ve İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Gelibolu Mutasarraflığı’na atanacaktır. Vatan Yahut Silistre oyununu da Gelibolu’da yazmaya başlayacak ve oyun 1 Nisan 1873 Salı günü Agop Efendi’nin Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelenecektir.

Oyun sahnelendiğinde izleyenler arasında Mustafa Fazıl Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Bereketzade İsmail Hakkı Bey gibi zamanın ünlüleri bulunmaktadır. İki gece sonra ikinci kez oynanacağı ilan edilecek, ilk oyunda görülen bazı coşkunluklar ikinci oyunda bir gösteri halini alacaktır. Namık Kemal daha temsilin sonunda tiyatrodayken tevkif edilecek, muhakeme edilmeksizin Magosa’ya sürgüne gönderilecektir.

Bu sırada Ahmet Mithat Efendi, Ebuzziya Tevfik ve Hakkı Efendi gibi öğrenciler de tutuklanacak üç gün karakolda müşahede altında tutulduktan sonra 9 Nisan Çarşamba günü Çanakkale’ye götürüleceklerdir. Oradan da ayrı vasıtalarla Ebuzziya Tevfik ile Ahmet Mithat Rodos’a, Hakkı Bey, Akka’ya, Namık Kemal ise Kıbrıs’a sürülecektir.

Namık Kemal’in sürülmesi bu ‘’Vatan’’ piyesinin oynanmasını durduramayacaktır. Bu meselede Ebuzziya’nın 21 Mayıs 1908 tarihinde Süleyman Nazif’e yazdığı bir mektuptan alınan şu satırlar oldukça ilgi çekicidir:

‘’Silistre oyunu tiyatro sanatına ait özellik ve niteliklerin isterse bin defa dışında, yüz bin fersah uzağında bulunsun! Kahramanlık anlatısıyla, ölümü değersizleştirmesiyle yaratılışta var olan kahramanlık ve erkeklik duygularını ve özellikle milletin vatanperverlik hislerini coşturarak o geceden itibaren iki ay zarfında 47 kez tekrar okunmuş ve İstanbul’dan uzaklaştırılmamızdan sonra Sultan Abdülaziz bile bir iki kez huzurunda icra ettirdiği gibi İzmir’de, Selanik’te Sultan Murat’ın tahta çıkmasına kadar üç yıl içinde belki 500 kez oynanmış ve üç aydan ibaret olan V.Murad’ın saltanat zamanında ise iki üç günde bir kez Koru ve Bağlarbaşı ve haftada en az üç gece Gedikpaşa ve Konkordiya tiyatrolarında oynanmıştır.’’

Vatan Yahut Silistre, Namık Kemal’in oynandığını gördüğü tek piyesidir.

İstanbul, 1873. Namık Kemal’in “Vatan yahut Silistre ” adlı piyesinin ilk gösterimini seyredenler

İslam Bey: — Kurtarmaya çâre… Kavga ederiz… Ölürüz… Teslim olmayız… Vesselam.

Öncelikle şunu belirtmeliyim; Ebuzziya’nın 21 Mayıs 1908 tarihinde Süleyman Nazif’e yazdığı bir mektupta dediği gibi, bu piyes isterse tiyatro sanatından yüz bin fersah uzak olsun…

Namık Kemal’in Türk aydınlanmasına ve ‘’millet’’ bilinci oluşturmamıza en büyük katkısıdır bu piyes. Türk’ün ‘’vatan’’ ve ‘’özgürlük’’ gibi olguları daha da önemlisi Türk’ün kendini keşfettiği bir dönemde kaleme alınan bu değerli eser her devirde muhakkak okunmalıdır.

Bibliyografya:

Kenan Akyüz, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılap Kitapevi, İstanbul, 1995

Necip Fazıl Kısakürek, Namık Kemal, Büyük Doğu Yayınları, 2011