Özellikle filmi izleyenlerin ilk filmde mest oldukları bölüm… Lorien gibi aşık olunabilecek bir noktada Galadriel gibi güzel bir elfi görüyorsunuz ve ardından Frodo’nun yüzüğü vermeye çalışmasıyla “Dark Lady” suretine tanık oluyorsunuz. Ardından kısa süreli sessizlik ve Galadriel sınavı geçiyor.
İşte bu güzel sahnelerden sonra artık Kardeşlik ayrılacağı zaman Galadriel onlara bazı hediyeler takdim ediyor. İşte filmde bu bölümde verilen hediyelerle kitapta verilen hediyeler arasında farklılıklar var.
Filmde Marry ve Pippin’e birer hançer, Sam’e Hithlain’den yapılmış bir Elf ipi, Frodo’ya Eärendil’in Işığı’nı vermişti Leydi Galadriel. Lakin kitapta tam olarak böyle olmadı.
Kitapta Frodo yine aynı hediyeyi aldı. Lakin, Marry ve Pippin zaten Noldorin hançerlerine sahiptiler.(Bilmeyenler için Mezar Höyüklerde sahip oluyorlar.) Bunun yerinde Galadriel tarafından üstünde altından toka bulunan gümüş kemerler alıyorlar. Sam ise üstünde Galadriel’in “G” si bulunan bir kutu içinde Lorien toprağına sahip oluyor. Galadriel’in söylediğine göre bu toprağı çorak bir yere döktüğü anda orası Orta Dünya’nın en bereketli toprağı haline gelirmiş.
Filmde Aragorn Leydi Galadriel tarafından değil bizzat Celeborn tarafından güzel bir hançer alıyor. Galadriel ise sadece Arwen’in emaneti olan “Elf-taşı”nı teslim ediyor Aragorn’a. Boromir maalesef bu ziyaretten hediyesiz ayrılan tek üye -ölecek ne yazık-
Yine filmden farklı olarak Aragorn bir hançer yerine, içine giren kılıcın asla kırılmayacağı bir kın hediye alıyor. Boromir ise altın bir kemer alıyor hediye olarak.
Son olarak Elf ve cüceye gelirsek onların kitap ve filmde aldığı hediyeler bire bir aynı. Lakin ben çok beğendiğim için Gimli’yle Galadriel’in konuştuğu bölümü aşağıya bırakacağım:

“Ya bir cüce, Elflerden nasıl bir armağan ister?” dedi Galadriel Gimli’ye dönerek.
“Hiçbir şey, Hanımım,” diye cevap verdi Gimli. “Benim için Galadhrimler’in Hanımı’nı görmek ve onun o latif
sözlerini duymuş olmak kâfi.”
“Duyun ey Elfler!” diye haykırdı etrafındakilere Galadriel. “Bir daha sakın ola cüceler tamahkâr ve nezaketsiz
demesin kimse! Yine de, Gloin oğlu Gimli, size verebileceğim bir şey arzu ediyorsunuzdur muhakkak ki? Size
emrediyorum, söyleyin dileğinizi! Armağan almayan tek konuk olmamalısınız.”
“Hiçbir şey yok Galadriel Hanım,” dedi Gimli yerlere kadar eğilip kekeleyerek. “Hiç, ama belki… belki talep
etmeme, yok, adını söylememe izin verilirse, nasıl yıldızlar madenlerdeki kıymetli taşlardan daha üstünse,
dünyanın tüm altınlarından öylesine daha üstün tek bir tel saçınız olabilir bu. Böyle bir armağan talep
etmiyorum. Fakat arzumu söylememi siz buyurmuştunuz.”
Elfler hayret içinde kıpırdanarak fısıldaştılar; Celeborn cüceye şaşkınlık içinde baktı, ama Hanım gülümsedi.
“Cücelerin hünerinin dillerinden çok ellerinde olduğu söylenir,” dedi; “maamafih bu Gimli için geçersiz. Çünkü
şimdiye kadar kimse bu kadar cüretkâr ama bir o kadar da ince bir ricada bulunmamıştı benden. Ve nasıl
reddedebilirim, ona konuşmasını ben emrettikten sonra? Lâkin söyleyin bana, böyle bir hediyeyi ne
yapacaksınız?”
“Bir hazine gibi saklayacağım Hanımım,” diye cevap verdi cüce, “ilk karşılaşmamızda bana söylediğiniz
sözlerin anısına. Ve eğer bir daha yurdumun demir ocaklarına dönebilirsem, onu kırılmaz bir kristal içine
yerleştirip torunlarıma bir yadigâr ve Dağ ile Orman arasındaki iyi niyetin ebedi taahhütü olarak
bırakacağım.”
O zaman Hanım uzun örgülerinden birini açarak, üç tel altın saçını kesti ve bunları Gimli’nin avucuna bıraktı.
“Armağanın yanında şu sözleri de veriyorum,” dedi. “Kehanette bulunmuyorum, çünkü artık bütün
kehanetler beyhude. Bir tarafta karanlık uzanıyor, diğer tarafta ise sadece umut. Lâkin eğer umut yenilmez ise, o zaman size şunu söylüyorum. Gidin oğlu Gimli, elleriniz altınla dolup taşacak, yine de altın sizin üzerinizde hüküm süremeyecek.”