Gece Yarısı, Ölülere Ait — The Fog Film İncelemesi

Korku sinemasının ustası John Carpenter'ın yönettiği ve senaryosunu Debra Hill ile birlikte yazdığı 1980 yapımlı gerilim/korku filmi The Fog'u inceledik.

1

Birçok sahnesinden yerinden imgecilik akan ve muazzam renk kullanımlarıyla donatılmış bir eserle, The Fog ile karşı karşıyayız. The Thing (Şey), Halloween (Yabancı) gibi kült filmlerin de yönetmeni olan John Carpenter’ın yazıp yönettiği ve müziklerini ürettiği; 1980 tarihli korku/gerilim filmi olan The Fog’u (Sis) inceleyeceğiz.

John Carpenter çocukluğundan itibaren sinemada ve müzikte ustalığını ilerletmiş bir isim. Carpenter gerek kısa filmlerinde, gerek stüdyo haricinde çektiği uzun metrajlı filmlerinde olsun kendi müziklerini kullanırdı. Bu filmde de aynı şekilde kendi yaptığı müzikleri kullanıyor ve ortaya sahîden de güzel bir iş çıkıyor. Çünkü yansıtmak istediği duyguları birden fazla yol kullanarak bize aktardığı için, yakalamamızı istediği yaşatıyor.

Peder Malone şarap içiyor

Müzikler dışında renkler ve kamera açıları da harika bir yerde. Kameranın başnıda The Thing başta olmak üzere Carpenter’ın birçok filminde görüntü yönetmenliği yapmış Dean Cundey var. Carpenter’ın bir numaralı adamı… Cundey birçok sahnede ustaca detaylar konumlandırmış ve şahsen izlerken görsel açıdan büyük haz aldım. Özellikle kilise sahnelerinde kullanılan renklerin çeşitliliği ve tonları, ışığın vuruş açıları filmin karakteristik özelliklerini yaratmış.

“Kapıları sürgüleyin, Pencereleri kilitleyin. Sisin içinde bir şey var!”

Stevie Wayne

The Fog’un gariban karakteri Antonio körfezinin manzarasını sigarası eşliğinde izlerken kendisine sudan başka bir şey olmadığını telkin ederek, körfez hakkında “Chicago’ya beş çeker” diyen havalı bir kadın. Çaresizliğin ve yalnızlığın sembolü olmakla beraber belki de kasabada en çok tanınan kişi… Antonio körfezine mutlu yıllar dileyen ilk kişi

Bireysel olarak yaşamına dair en fazla detayı öğrendiğimiz kişi Stevie Wayne karakteri. Yine Carpenter’ın yönettiği Escape from New York (New York’tan Kaçış) filminde de Maggie rolünde oynamış olan Adrienne Barbeau tarafından canlandırılan bu karakterin gözünden filmde birçok olaya şahitlik ediyoruz. Kasabanın erkeklerini kendisine aşık eden, yalnız insanlara yoldaşlık eden bir radyo sunucusu olmasına rağmen belki de filmdeki en yalnız kişi kendisi. Sonu da öyle oluyor haliyle.

“Bu ne berbat bir hastalık”


Büyük çoğunluğunda dört ayrı akışta ilerleyen hikayenin üçünün birleşmesi ile birlikte nihayetinde birleşerek filmin son vuruşlarını yapmasına hazırlanıyor. Sisin içindeki denizden uyanan cüzzamlı adamlar da kilisede hesaplaşmaya geliyor. Cüzzam ya da diğer adıyla lepra, bir çeşit deri hastalığı. İnsan vücudunu fiziki açıdan berbat bir hale getiren bir hastalık. Peder Malone’un kilisede bulduğu kitabın içerisindeki notlarda da yer verilmiş buna. O notların bir kısmını burada da paylaşıyorum çünkü kurguyu ve hikayenin arka planını anlamak için bu diyalogları duymak yeterli.

“Aralık 9, bu akşam ilk kez Blake ile tanıştım. Yüzünü görmemi engellemek için gölgelerin içinde durdu. Bu ne berbat bir hastalık. O, durumu çok kötü olan zengin bir adam. Ama hastalık onun ve kolonideki yandaşlarının durumlarını düzeltme çabasına engel olamamış.”

“Aralık 11, Blake’in teklifi çok basit. Tanzier adasından ayrılıp, tüm kolonisini buranın hemen kuzeyine taşımak istiyor. Hazinesinin bir kısmıyla, Elizabeth Dane adında, hızlı bir gemi satın almış. Yerleşmek için izin istiyor. Merhamet ve acıma duygularımı bu zavallı adam üzerinde yoğunlaştırmalıyım. Tabii, sadece bir mil ötemizde vebalıların olacağı düşüncesiyle tiksinerek…”

“Nisan 20. Altı kişi, geceyarısından, saat 1:00’e kadar konuştuk. Blake ve yandaşlarının ölümünü planladık. Kendi kendime Blake’in altınlarını kilise kurulmasına ve ufak yerleşim yerimizin bir kasabaya dönüşmesine olanak sağlayacağını söyledim. Ama bu, cinayete ortak olmamın verdiği korkuyu azaltmadı.”

Son zamanlarda yaptığımız neredeyse her film incelemesinde olduğu gibi bu filmde de bir pano hazırlamasaydık olmazdı: Pinterest’te hazırladığımız Carpenter’s The Fog panosuna göz atmak için tıklayınız.

Hoşça kalın.