“Giyotin!” Bir İdam Mahkûmunun Son Günü Kitap İncelemesi

0

Edebiyat tarihinin en önemli karakterlerinden biri olan Victor Hugo’nun kaleminden “Bir İdam Mahkûmunun Son Günü” kitabını inceleyeceğiz. Bende oluşturdu duyguları ve konu hakkında şahsi fikirlerime değineceğim.

Portrait de Victor Hugo (Leon Bonnat/1879)

Başta Fransız Edebiyatı olmak üzere, Dünya Klasikleri arasına yer edinmiş olan Victor Hugo, dönemi için ve ardından gelen dönemler için farklı bir ses farklı bir fikir olmuştur. Mazlum ve sefil Proletarya’nın adeta sözcüsü olan Hugo bu kitabında insancıl yaklaşımı ve hümanist fikirlerine değinmiştir.

Konu; ismini, kim olduğunu, suçunun ne olduğunu bilmediğimiz kendisine dair sadece idam mahkumu bir “insan” olduğunu bildiğimiz suçlunun, idam gününden bir gün önce ki süreci, hissleri, yaşadıkları anlatıyor.

Hani bir laf vardır: “Bunlar insan değil!” diye. Bu lafı toplumdaki bazı insanlar, bazı farklı insanlar için kullanırlar. Örneğin çalmış bir hırsız, karşısındaki bedeni ruhundan ayırmış bir katil ya da vatan hainlerine, tabi bunu unutmamak gerekli…

Peki onları biz insanlardan ayıran faktör ne? İşledikleri suçlar. O pislik insanların yaptıkları pis şeyler değil mi? Biraz önce bahsettiğim o cümleyi kuran insanlar çoğu zaman ardından şunu eklerler: “Onları şöyle şöyle yapacaksın…” ya da “Aynısını ona da yapacaksın ki anlayacak.” gibi söylemlerde bulunurlar. Bunu çevrenizde belki en yakınlarınızda bile görebilirsiniz. Hatta kimileri vardır ki: “Böylelerini ipte sallandıracaksın.” deyip suçlunun hak ettiğinin idam cezası olduğunu savunurlar.

Sorarım sizlere o insan birisini öldürdü diye onunda ölmesi mi gereklidir. Hiç sorgulanmaz mı bu durum? O katil nasıl o duruma geldi, o sapığı geçmişinde ki hangi travma psikolojisini bozdu? Nasıl o hale geldi nasıl bizden, toplumdan, sözde insanlıktan farklı bir hal aldı?

Ölümü Alkışlayan Bir Kitle

Kitap da sık sık değinilen bir betimle vardı, giyotinin önünde haykıran kalabalığa dair. Biraz önce bahsettiğim fikirlere sahip olan insanlar ile bu kalabalık aynı zihniyetlerdir. İnsan öldüren bir katilin, ölmesini arzulayan bir toplumun katilden ne farkı vardır? Bence yoktur.

“Ne geçecek ki benim başımı alınca insanların eline?”

-Victor Hugo

Ben hayatta kırılma noktası denilen duruma inanan birisiyim. Hayatta uç şeyler yapmış ve bu uç noktalara gelmiş insanların ardında muhakkak bir kırılma noktası vardır. Bir sapığın ya da bir katilin de hayatında, onu o hale getiren bir kırılma noktası kesinlikle vardır. Belki de The Joker’in de dediği gibi onlardan farkımız sadece geçirilmiş bir kötü gün geride olmamızdır.

Giyotin

Giyotin; bundan yüz yıllar önce idam mahkumlarının kellelerinin kusursuz bir şekilde gövdelerinden ayırmanın daha “insancıl” bir şekilde uygulanması için Fransa da geliştirilmiş bir ölüm gereçi. İsmini onu icat eden “Joseph-Ignace Guillotine” den almıştır. Bu 10 harf; içerdiği anlam, hissettirdiği duygu bakımından belki de binlerce idam mahkumunun son gününde beynini kamçılayan bir isim oldu.

Ölüm

Kitap da en yoğun olan tema tahmin edebileceğiniz gibi ölümdür. Ölüm her yerdedir. İdam mahkûmunun her zerresinde, çevresinde ki her yerde. İnsanların suratlarında, çığlıklarında, seçtikleri harflerde, değindikleri konularda, hepsi ölümdür. İdam mahkumunun içerisinde bulunduğu zindanın duvarlarında, ölüm buram buram ruha işlemektedir.

“Etrafımdaki her şey hapishane.”

-Victor Hugo

Umut

İnsan en çaresiz anında bile umuda sarılan, sarılıp kaçmak isteyen bir varlıktır. Mahkûm da en çaresiz son saatlerinde pişmanlık ve belki kaçabilme umudu ile yanıp tutuşmaktaydı. Öldükten sonra geride kalacak ve zorluklar çekecek ailesi, kızı, hepsi önemli ve değerli bir geri dönüş, af ediliş sebebi olmuştu onun zihninde. Ama geri dönüş asla olmayacaktı.

Şahsi fikrime göre; “İdam” işlenen suçu ve suçluların sayısını azaltmaz. Öldürmek halkı ya da hitap edilen kesimi caydırmaz, fikrinin değişmesine sebep olmaz. İnsanları korkutur. Toplum korku ile yönetilmemelidir ki şayet korku ile yetişen bir toplumdan kısır bir nesil ortaya çıkar. Bu yüzden suçu her ne olursa olsun, bir “insanın” ödeyeceği bedel ölüm değildir. Kimse ölmeyi hak etmez…