İnsan Neyle Yaşar? Kitap İncelemesi

0

Rus Edebiyatının önemli kişiliklerinden birisi olan Lev Nikolayeviç Tolstoy; bu kitabında sevginin ve yardımlaşmanın insan yaşamındaki önemine değinmiş. Adeta bireysel mutluluktan çok toplumsal yardımlaşmanın beraberinde mutluluğa yol açtığını bize anlatmak istemiş.

Kitap içerisinde İncilden pek çok alıntı yapmaktadır. Tolstoy; sevgiyi, İsa ve İncil üzerinden anlatmayı amaçlamıştır.

İnsan Neyle Yaşar?

İnsan hayatından mutsuzluğa ve huysuzluğa en çok yol açan durumlardan biri ekonomik sıkıntılardır. Toplumumuzda da çok sık gördüğümüz gibi ekonomik sorunları olan aileler çok sıkıntılar çekmekte, birbirini üzen, huysuz insanlar halini almakta. Huysuz, sinirli insan bunu sadece kişiliğine değil; suratına, ifadesine de yansıtır. Ardına bakmadan çekip gittiğimiz, belki de sevgimize muhtaç canlılara -insan, hayvan farketmez- dönüp bir kez baktığımızda ve yardımımız dokunduğunda hayatınızda bir kırılma noktası gerçekleşecek. Yardımlaşma beraberinde sevgiyi getirir. Sevgi de beraberinde yaşamı bize sunar. Bundan yola çıkarak; sahi insan ne ile yaşar?

Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez

Öfke ve kin küçük bir yumurtayı, koca bir alev yığınına dönüştürebilecek güçtedir. İnsanın iradesini kontrol etmesinde güçlük çekmesine sebep olan duygular arasında en büyük yeri öfke kaplar. Öfke insanı kör eden, kendinde yanlış görmemeye sebebiyet veren bir zaaftır. Affetmek ise çoğu inanışa ve kültüre göre erdemliktir. Hakikaten bazen affetmek en doğru çözümdür. Fiziki ve psikolojik açıdan ne kadar zarar verilmişse verilsin, veren her hangi taraf olursa olsun, af dilemek ve affetmek en büyük üstünlüktür. Belki de sevgi: duygularımızı bir kenara bırakıp, mantıklı düşünüp, alttan almakla beraber gelir.

Mum

Bu öykü de ise insanın nereden geldiğini unutmaması gerektiğini ve kötülüğün elbet bir gün hak ettiğini bulacağını bize mesaj olarak vermek istemiştir. İnsan sefalet ve zulüm içinde ki yaşamından sıyrılıp iyi bir noktaya geldiğinde değişmemeli. Başka insanlara yukarıdan bakmamalı. Yukarıdan bakılan kitle doğal olarak kin beslemeye başlayacaktır. Ama doğru olan bu değildir. Zulüm edenin ölümünü arzulamak, sizi zulüm edenden farksız kılar. Tanrı eğer gerçekten varsa, kötülüğün cezasını kendi elleri ile verecektir.

Kızlar Büyüklerden Akıllıymış

Kavga, kin, öfke gibi duygu ve eylemler yetişkin insanlara aittir. Hayatta barış ve mutluluk çocuklarda saklıdır. Çocuk gibi barışçıl ve kin tutmaz olmak belki de doğru yola götüren en büyük adımdır. Çocukların sonucunda çıkan kavgalarda büyükler yumruk yumruğa gelecek kadar işi büyütürken ilk barışan hep çocuklar olur. Mutluluk belki de küslüğü bozup, barışı getiren çocukların dansındadır.

İnsana Çok Toprak Gerekir Mi? Ve İlyas

İnsan her zaman daha fazlasını isteyen doyumsuz bir varlıktır. Daha fazla toprak, daha fazla şöhret onu mutlu eder ya da mutlu edeceğini düşünür. Mutluluk gerçekten bu mudur? İnsana çok toprak gerekir mi öyküsünde; ne kadar fazla, bol toprağımız olursa olsun bu bizim aç gözlülüğümüzü yine doyurmayacağını, değişmeyen tek bir şey varsa, o da ölümün bize sunduğu bir kaç metre karelik topraktan çukur olduğunu anlatmaya çalışmıştır.

Çok ilginçtir son öykü olan İlyas, bana Fight Club’ı hatırlattı. Namı çok büyük topraklarca duyulan zengin bir çift, kaderin tokatını yiyip en düşük sosyal mertebeye inerler. Ama fark ederler ki aslında mutluluk için; bir adet mont, bir çift ayakkabı, bir pantolon ve gömlek yeterlidir. Mülkiyetin bol olduğu dönemde istese de mutluluğa ulaşamamış, kaygılar ve düşüncelerle zihnini zehirlemiş bireyler, başkasının sefalet olarak güldüğü durumun içerisinde mutluluğu bulmuştur.

Anladığım kadarıyla kitap; hayatın anlamının sevgiden geçtiğini, sevginin de ilk başta Tanrıyı sevmekle başladığını bize anlatmaya çalışıyor. Öyküler de Tanrı yoluna aykırı gidenlerin başına hep kötülükler geliyor.

Bu kitap için Tolstoy’un “Sevgiye ve Tanrıya Övgüsü” demek istiyorum. Peki gerçekten yaşam böyle midir? “Hayatın anlamı” dediğimiz boşluğa Sevgiyi konumlandıra bilir miyiz? Ben böyle olabildiğini pek düşünmüyorum.