Öykü

Otel Mavi (Öykü Serisi #2)

21.11.2016 Daha güzel olacağına inandığım için halihazırda muazzam olanı zehirliyorum. Belki tek düzeliğin sıkıcılığı, belki “belki” deme isteği… Bir hayattan ötekine uçsuz bucaksız bu gölde küreklerimi kırıyorum. Attığım son adım bacağımı kırıyor bir önceki ise kalbimi, içimden uzaktan bir yerlerden sesleniyor birileri kara deliğe benzetiyor gönlümü, yanılıyorlar ben asla yıldız...

Otel Mavi (Öykü Serisi #1)

Sırtında çantası ile yürürken ilk kez ayak bastığı bu şehrin yokuşlarını tanımaya çalışıyor etrafını uzun uzun incelemekten kaçınmıyordu. Seri şeklinde ilerleyen villalar ve ilerisinde konumlanmış derme çatma evler arasındaki tek kara parçası kocaman bir mezarlıktı. Bu dev  ölüm arazisinin içinden geçip giderken gözü toprağın karasından ziyade göğün mavisindeydi.  Gençti...

IDe – 4. Bölüm

“Ondan daha kudretli kim olabilir?” diye mırıldandı. Pagan tanrıların isimleri beyninden sırasıyla akıp geçiyordu. Zeus ihtimaller arasındaydı. Fakat Odin de olabilirdi, şu tek gözlü piç. Aklında beliren onlarca tanrıdan hiçbirisi değildi sanki. Çok daha farklı birisinin geleceğini söylüyordu sezgileri ona, mesela bir insan… Poseidon’dan daha kudretli bir insan var...

IDe – 3. Bölüm

Kadın histerik bir kahkaha attı. Artık sinirleri laçkalaşmıştı. Ortamda yeterince gariplik yokmuş gibi bir de kendisine Poseidon diyen tuhaf bir adam çıkmıştı denizden. Yapabileceği tek şey gülmekti. “Nasıl da tanıyamadım sizi. Lütfen bağışlayın beni efsanevi Poseidon. Denizlerin tek tanrısı! Sahile doğru yüzerek gelmeniz epey manidar oldu efendimiz.” Kollarını kulaç atar...

IDe – 2. Bölüm

Dronelar modern çağın Noel Babalarıydı. Geldi, evin içindeki alıcı noktaya ilacı koydu ve oval pencereden uçup gitti. Zeynep dronenun ilacı bıraktığı yere, yani masaya doğru yöneldi. İlaç kutusu gayet sade tasarlanmıştı. Beyazdan başka hiçbir renk barındırmıyordu. Yalnızca kutunun ön tarafında büyük lacivert puntolarla “IDe” yazısı vardı. Sağ altta küçük...