Kuzey

Kuzey, Kuzeyin Kralı Winterfell’li Starklar’ın uçsuz bucaksız ve dondurucu diyarıydı. İlk krallıklardan biri oldukları tahmin edilir. İstilalara karşı dayanmış, fethedilememiş ve bağımsızlığını diğer krallıklara kıyasla en uzun süre boyunca muhafaza etmiştir. Coğrafyasındaki aşırılıklar ve tarihi Kuzey’i diğer güneyli komşularından ayırır. Genellikle Kuzey’in, diğer tüm krallıkları içine alacak kadar geniş olduğu söylenir. Ama gerçekte o kadar geniş değildir. Winterfell’li Starklar tarafından yönetilen Kuzey, tüm diyarın üçte birinden biraz daha büyüktür. Starklar’ın yönettiği alan güney sınırı olan Boğaz’dan başlayarak kuzeyde Yeni Lütuf’a kadar uzanır. (Jaehaerys I Targaryen Starkları ikna edene kadar Kuzey’in kuzey sınırı Brandon’un Lütfu’na kadar uzanıyordu. Kral Jaehaerys bu toprakları Starklardan alarak Gece Nöbeti’ne verdi.)

 

Kuzey’de geniş ormanlar, rüzgarlı otlaklar, tepeler ve vadiler, taşlı kıyılar, kuzey kesimlerde karlarla taçlanmış dağlar,soğuk bozkırlar,yüksek otlaklar bulunur. Bu yüzden Kuzey’in kuzey kesimlerinin toprağı güney kesimlerine göre verimli değildir. Kar yazın bile yağar ve kışları öldürücüdür.
Çağlar boyu, Westeros’un Yedi Krallığı ismi bir alışkanlık haline gelmiştir. Bu kullanım bir zamanlar Sur’un güneyindeki neredeyse tüm toprakları egemenliği altına alan ve hükümleri Aegon’un Fethine kadar süren Yedi Büyük Krallığa dayanır. Yine de bu söz o zamanlar bile kesinlikten uzaktı. Bu “krallık” lardan biri bir kral yerine bir prenses tarafından yönetiliyordu (Dorne). Ve Aegon’un Ejderhakayası’ndaki kendi “krallığı” bu sayıma alınmaz.
Yine de terim kullanılmaya devam edilmiştir. Biz şuan geçmişin Yüz Krallığı ile ilgili konuşuyor olmamıza rağmen Westeros aslında hiçbir zaman yüz bağımsız parçaya bölünmemiştir. Bu yüzden yaygın söyleyişe boyun eğip tutarsızlıklara rağmen Yedi Krallık terimini kullanmaya devam etmeliyiz. Kuzey’in tek gerçek şehri olan Beyaz Liman, Yedi Krallık’ta bulunan en küçük şehirdir. Kuzey’deki en önemli kasabalar Winterfell’in duvarlarının altındaki “kış kasabası” ve Höyükler’de bulunan Höyük Kasabası’dır. Kalan yerler ilkbahar ve yaz dönemlerinde boş, ancak sohbahar ve kış dönemlerinde Winterfell’in koruma ve himayesi altına girmek isteyenler ile dolup taşar. Sadece kasabalılar ve ücra yerlerdeki köylüler değil, dağ klanlarının pek çok oğlu ve kızı da kar ciddi bir şekilde yağmaya başladığında kış kasabasına sığınır.


Dustin Hanesi’nin baltalarının üzerindeki paslanmış taç, soylarını İlk Kral ve ondan sonra hüküm süren Höyük Kralları’na bağlamalarından türemiştir. Kennet’in yazdığı Ölümün Pasajları’ndaki eski masallara göre Büyük Höyük’ün üstünde bir lanet vardı ve bu lanete göre hiçbir canlı İlk Kral’a rakip olamazdı. Bu lanet taht taliplerinin yaşama güçlerinin ve hayatlarının emilip ceset gibi görünmelerine sebep oldu. Bu kesinlikle efsaneden başka bir şey değildir, ama Dustinler’in eskilerin Höyük Kralları’nın kanını ve miraslarını taşıdıklarına kesin gözüyle bakılır.
Höyük Kasabası da efsanelere göre tüm İlk İnsanları yöneten İlk Kral’ın höyüğünün önüne kurulmuş olduğu için kısmen merak uyandırıcı bir mekandır. Geniş ve boş çayırların ortasında yükselen Höyük Kasabası, Starkların sadık sancaktarı Dustinler’in son Höyük Kralı’nın ölümünün ardından bölgenin başına geçmesiyle kurnaz idareler sonucu zenginleşti.
Kuzeyli insanların soyu İlk İnsanlar’a kadar ulaşır. Kanları güneyli krallıkları bunaltan Andallar’a yavaşça karışır. İlk İnsanlar’ın orijinal dili Eski Dil olarak bilinir ve şuan sadece Sur’un ardındaki yabanıllarca konuşulur. Ayrıca kültürlerinin de büyük bir çoğunluğu silinmiştir. (Tapınmalarının tüyler ürpertici yönleri gibi. Suçlular ve hainler öldürülür ve cesetleri ile iç organları yürek ağaçlarının dallarına asılırdı.)
Kuzey’de, bir Andal kralına (bazılarınca Kaya’nın Kralı Kral Tywell II Lannister, bazılarınca ise Vadi ve Dağların Kralı Kral Oswell I Arryn) kralın kendi oğlunu pişirip turta olarak krala sunan Fare Aşçı’nın hikayesi anlatılır. Bu hareketi üzerine Fare Aşçı kendi oğlunu yiyen canavarımsı bir fareye dönüştürülmek suretiyle cezalandırılır. Cezanın nedeni kralın oğlunu öldürmek veya ona yedirmek değildi, cezanın nedeni Misafirlik Hakkı’nın çiğnenmesiydi.
Kuzeyliler hala davranışlarında ve tavırlarında eski usullerden bazı şeyleri barındırırlar. Hayatları zordur, bu yüzden kendileri de zorlaşmıştır. Ve Güney’de asil bulunan eğlenceler, Kuzeylilere göre onların sevdiği şey olan avcılık ve dövüşün yanında çocukça ve daha az önemli bulunur. Hanelerinin isimleri bile kuzeyli oluşlarının timsalidir. İlk İnsanlar için isimler yalın, kısa ve açık sözlüydü. Stark, Wull, Umber ve Stout gibi isimlerin hepsinin kökeni Andallar’ın Kuzey’de hiçbir nüfuzunun olmadığı günlere uzanır.
Kuzeyliler’in diğer hepsinden daha çok önem verdiği tek gelenek Misafirlik Hakkı’dır. Bu misafirperverlik geleneği kişinin çatısının altında misafir olan kişilere zarar vermemesi gerektiğini öğütler.


Andallar da buna benzer bir geleneğe sahiptir ancak bu gelenek güneylilerin aklında daha az yer kaplar. Üstad Egbert’in “Kuzey’deki Adalet ve Adaletsizlikler : Üç Stark Lordu’nun Yargıları” adlı yazısında Kuzey’de Misafirlik Hakkı’nın ihlalinin oldukça nadir olduğu ve cezasının en büyük ihanetler kadar sert olduğu yazar. Sadece akraba katli Misafirlik Hakkı’nın çiğnenmesi kadar büyük bir suçtur. Şövalyelik Kuzey’de nadir olduğundan, turnuvalar ve seremoniler tavuktaki diş sayısı kadar azdır. Kuzeyliler at sırtında, ve spor amaçlı nadiren köreltilen savaş mızraklarıyla dövüşür. Meydan kavgasını tercih etmek dövüşün sadece bir yanıdır. Tarlaların çiğnendiği, köylerin yarısının yıkıldığı ve yarım gün sürmüş olan yarışmaların kaydı bulunmaktadır. Ciddi yaralanmalara meydan kavgalarında sıkça rastlanılır ve ölümler duyulmamış şeyler değillerdir. Son Ocak’ta FS 170 yılında yapılan bir meydan kavgasında on sekiz adamın öldüğü ve en az yirmi yedi adamın da gün sonunda sakat kaldığı söylenir.