Neden Amerikayı Hayal Ederek Büyüyoruz?

0

Savaş… Tarihin en başından beri süregelen, var olan ve bitmeyecek bir şiddet eğilimi. Rekabet ve üstünlük istekleri onu ayakta tutan anahtar parçalar.

2. Dünya Savaşı, dünya üzerinde yaşanmış en büyük savaşlardan birisi. Amerika ise bu savaştan başarı ile çıkmış olan devletler arasında en şanslı olanlarından. 2. Dünya Savaşından önce genç ve özgürlüğe açık olan Amerika kaliteli ve her şeye açık -sözde- özgürlükçü bakış açısının temellerini atmıştı. Irk ve din gibi ayrımın en çok yapıldığı konularda ayrım söz etmeksizin -en azından öyle gösterilen- göçmenlere ve Avrupa da kabul edilmeyen Yahudi bilim adamlarına kapılarını açmış genç ve kaliteli bir ülke profili oluşturmuştur.

2. Dünya Savaşının ardından ise büyük bir canavara dönüşmüş evriminde büyük bir sıçrayış yaşamıştır. Dünyanın en önemli savaşlarından başarı ile ayrılan Amerika tüm dünyaya örnek olmuş, “Çok çalış, kaliteli yaşa” fikri olan Amerikan Rüyası’nın dünyada oluşmaya başlamasına sebep olmuştur. Amerika bu başarının ardından artık, çalışmanın beraberinde kaliteyi getirdiğini sembolize eden güçlü bir örnek olmaya başlamıştır.

İplerimizin Sahibi: Medya

Çocukluğumuzdan bu yana medya da, televizyonlarda, özellikle çocuk kitleyi adeta televizyona kitleyen çizgi filmler de bize hayal ettirilen bir Amerika var.

Kaliteli animasyon şirketlerinin en popüler animasyon filmlerinin Amerika da geçmesi, Amerika eyaletlerinin, şehirlerinin, heykellerinin, binalarının neredeyse ezbere bir şekilde beynimize kazınmasında en büyük role sahip olan etken medyadır.

Güçlü, kaliteli ve refah içerisinde bir profil çizen Amerika, her birimizi 50’lerde 60’larda fötr şapkalı, gri takımlı, Amerikan beyefendisine döndürdü. 70’ler de “Hippi” 80’ler 90’lar da “Motorcu”, “Metalci” olduk. Onlar medya ve filmler ile bize ne lanse ettirdiyse uyum sağladık.

Dünya Sineması: “Hollywood”

Sinema; tüm dünyanın izlemekten keyif aldığı, sadece tek bir kültüre ait değil, global bir dünya kültürü, sanatı, eğlencesi. Sinemalar, her ülke de yüksek miktarda insan nüfusu çekmektedir.

Şimdi sizden en sevdiğiniz filmleri düşünmenizi istiyorum. “Favori Filmim” ya da “Filmlerim” diye adlandırdığınız filmler ne yapımı. Eminim çoğu Hollywood çıkışlı Amerikan malıdır. İzlediğimiz filmler, bizi en derinden etkileyen filmler hepsi kökeninde Amerika’yı işlemekte. Ne kadar sistem eleştirisi bir film bile olursa olsun yine kazanan sistem ve ününe ün katan Amerika olacaktır. Beynimizde daha derin temeller atmakta başarılı olacaktır.

Güç

Yazının bu kısmında genelleme yapmak istemiyorum iki küçük örnek vereceğim, siz bu iki örnekten kendi çıkarımınızı yapın.

Hollywood filmlerinde 70’ler 80’ler dönemine tekabül eden Rocky (1976) ve Rambo (1982) tam olarak anlatmak istediğim duruma örnek niteliğinde. Ortada güçlü ve istediğini azim ile başaran karakterler var. Rocky Balboa azim ile çalışıp, ringde komünist bir boksörü ya da siyahi bir boksörü yumruklayarak, bir Amerikalının azminin ve kararlılığının önünde hiç bir ideolojinin ya da ırkın duramayacağı mesajını veriyor. Amacına ulaşıp Amerikan bayrağına sarılarak başarısını kutluyor. Çok çalışmak ve hırs sonucunda sizi başarıya götürüyor.

Rambo karakteri ise fiziksel olarak çok donanımlı, güçlü bir asker. Onu hiç bir silah, hiç bir güç durduramıyor. Amerika ya da Amerikalı sağlam ve güçlüdür mantığı kafamıza yerleşmeye başlıyor.

Mahallemizin Dostu Süper Kahramanlar!

Süper kahramanlar her çocuğa hitap etmese de çoğu -özellikle erkek- çocukların ilgisini çeken kurgular. Özellikle Spider-Man aramızdan mahallemizden biri olduğu için çocukların hayatlarında benimsedikleri kahraman çoğu zaman o oluyor. Ama şöyle bir durum var ki Spider-Man, “Mahallenizin Dostu!”, bizim mahallemizin dostu mu? New York binalarının, caddelerinin arasında sallanan süper kahraman kendisini bize yakın hissettirip benimsettiği gibi bizi de New York’lu yapıyor. Onlar gibi hissediyor, onlar gibi düşünmek istiyoruz.

Ayrıca biraz önce Rambo, Rocky konusunda değindiğim “Güç” konusunu Spider-Man de işliyor. Ben amcanın: “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” cümlesine kulaklarınız aşinadır. (Aşina olmasına şaşırmadım.)

Süper Kahraman etkisi sadece Spider-Man’le ilgili değil. Tüm bunların yanı sıra çocukluğumuzun belki de ergenliğimizin, en tutkulu şekilde tükettiğimiz, okuduğumuz, izlediğimiz kahramanları; Iron Man, Hulk hepsi ama hepsi dünyayı kurtarıyor, dünya için savaşıyor. Biz onlara bu güç sayesinde hayranlık duyuyoruz. Bu denli tutkulu ve hayranlık duyduğumuz kahramanlar belki de bazı insanların, hayatlarında örnek aldıkların bu kurguların hepsi Amerikalı. Amerika da savaşıyor, Amerika’yı kurtarıyor. Karakterlerini, öğütlerini örnek aldığımız kahramanlar bizim mahallemizin değil, New York’un kahramanı. Biz de onları benimseyerek New York’lu oluyoruz.