Ölüm, Perde ve Işık

Güneş ışınlarını almaya başladığımızda nasıl ki perde açılıyorsa, akşam vakti de perde kapanıyor. Karanlık görüşümüzü zaten kısıtlıyor iken biz bir kısıtlama daha ekliyoruz üzerine. Zorunlu hapsin üzerine kendi yarattığımız hapis katmanını da ekleyince ışığın üzeri toprakla örtülmüş oluyor. Ancak karanlık hep çöker. Işıkla beraber bulunamaz. Peki kendi ışığımızı yaktıktan sonra bu perdeyi kapatmamak başkalarını da aydınlatmamızı sağlamaz mı?

Tebliğ, birçok ilahi olduğu iddia edilen dinlerin görevlisi olarak azledilen peygamberlerin temel görevi. Sanıyorum, bu kişiler dünya tarihinde en yol gösterici, en etkili kişilerdir, demek uç bir iddia sayılmaz. Bu kişilerin etkili olmalarının nedeni kendilerine verilen ışığı başkalarına yansıtmayı birincil ilke edinmiş kişiler olmaları. Bu ilke onları ölümün bile öldüremeyeceğini sağlayan yegane temeldir.

Sonsuzluk ve ölümsüz olmak simyacılar tarafından aranmış. Ancak daha kolay yol olarak başka bir kavram ortaya sunulmuş. Bunu eski mitleri ve mitolojik ögeleri toplayarak birtakım insanların öncülüğünde din olarak halka arz etmişler. Her ticari üründe olduğu gibi bir talep var ve sunulan bir mal da var. Ebedi yaşam bunlardan birisi. Simyacıların başaramadığını bu insanlar başarmış.

Dinsiz bir insan için ölümsüz olan yoktur. Ancak inanlar haricinde ölümsüz olduğuna emin olduğum bazı kişiler var. Bunlardan örnek verecek olursak Muhammed, İsa, Buda gibi kişileri sayabiliriz. Bu kişiler ölmeyen kişilerdir. Öğretileri bin yılların öldüremediği ve insanlar tarafından yaşatılan maddelerden oluşur. Her maddede olduğu gibi değişime uğrar tabii ki bu öğretiler. Ama son bulmaz.

Ölümü öldürmek deyişi

Shakespeare’in bir köylü olduğunu ve hiçbir tarihi buluntu dahilinde kayıtlara geçmediğini düşünün. Shakespeare kalbinin durduğu gün ölmüş olmaz mıydı? Peki şimdi 400’lü yaşlarını aşmış değil mi kendisi? Sezar’ı düşünün, Neron’u düşünün. Ölmemek için iyi olmak da koşul sayılmıyor! Orhan Veli’yi düşünün. 14 Kasım 1950’de belediyenin açtığı o çukurun dibi vardı. Orhan Veli düşüp kaybolmadı, hâlâ yaşıyor. Hem de bedava yaşıyor, ölmemek bedava!

Zihinlerin ölüm ve zaman ötesi iletişimi

Düşünceler duyumsadığımız maddelerin bile ötesindedir. Beethoven’in düşünceleri, işitme duyusunun işlevini yitirmiş olmasına rağmen 9. Senfoni gibi ilâhî bir eseri ortaya koymuş. O hâlde gerçeklikten öte hissedebildiğimiz bu maddelere kurgu demek kötü seçilmiş bir küfürden öte değildir.

Yaşayan herkesten çok Chuck Schuldiner’ın (Death grubunun vokali idi) sesini duymak, canlı herkesin elinden çok Tolkien’in elini omzunda hissetmek gerçeklikten kaçıştan ötedir. Bir fanteziden öte, düşüncelerin yüksek ölçüdeki işleyişinin ve iletişiminin misalidir.

Ölümsüzlerden biri olan Howard Phillips Lovecraft’ın da dediği, Dost Körpe’nin çevirdiği gibi:

“Sonsuza dek yatabilen ölü değildir
Ve tuhaf, uzak zamanlarda ölüm bile ölebilir”

Mehmet Özgül
Mehmet Özgülhttps://ozanlarinoykuleri.com
ozanların öyküleri kurucusu. you better stop running, 'cause you know that i'm coming.

Bunlara göz atmadan geçmeyin:

İlgili Yazılar