Orijinal Halloween Filmi, Michael Myers ve “Slasher” Terimi

0
40

Halloween’i incelemeden, hatta izlemeden; “slasher” kavramının ne olduğunu bilmeliyiz. Benim de çok yeni öğrendiğim ve bir örneğini ilk kez izleyerek deneyimlediğim bir kavram. Hemen geçelim:

Genelde kanın gövdeyi götürmesi, takıntılı bir herifin insanlara ve özellikle çevresine bela olması gibi konuları işlemekle beraber korku türleri arasında belirli çizgilerle kendi karakteristik özelliklerini koruyan bir tür bu.. 1960’da Alfred Hitchcock’un yayınlanan Psycho (Sapık) filmi ile bir korku sineması alt türü olarak “slasher”ın sinemadaki ilk etkili örnekleri çıkmaya başlar. Birtakım sinema eleştirmenleri Psycho filminin yanına Michael Powell’in yönetmiş olduğu Peeping Tom (İşeyen Tom) filmini de ekler.

İşte bu slasher filmlerinin bir alt türüne daha inmemiz gerek, Halloween’in ne olduğunu bulabilmemiz için. Bu türün adı da “teen-slasher”dır. Buna da bir psikopatın belirli bir çevredeki bütün gençleri kesip biçmesi diyerek basit bir dille anlatabiliriz.

Bizim bu yazıda ele alacağımız film de daha sonradan The Thing gibi bir şaheseri masaya vuracak olan, döneminin büyük adamı John Carpenter’ın 1978’de yönettiği Halloween (Cadılar Bayramı) filmi.

John Carpenter
John Carpenter

Film kısa, müzikleri harika!

90 dakikalık film. Çok tutarsız bir rakam olmadan neredeyse 60 dakikası cinayetsiz geçmesine rağmen her dakikasında gergin tutmayı başarıyor bizi. Filmi izledikten sonra sonradan çıkan filmlerin fragmanlarına da göz atınca insan “Filmde de hiç insan yokmuş,” diyebiliyor.

Başlarken bizi harika müzikler, giriş kısmında görüntü gelene kadar atmosfere hazırlıyor. Görüntü de karakterin gözlerinden, onun bakış açısından açılıyor. Birisi eline bıçak alıyor ve soğukkanlı biçimde hareket ederek bir kızı öldürüyor. Michael Myers, ablasını öldürerek filmdeki ilk cinayetini böylece gerçekleşiyor.

Kafamda şöyle bir soru ya da yorum oluşmuştu: Michael, ablasını “(evlenmeden) cinsel ilişkiye girme suçu”ndan cezalandırmış olabilir mi? Öyle olduğunu düşünüyorum.

Filmi izledikten sonra ve henüz inceleme okumadığım o süreçte açıkçası ne kadar beğensem de anlamsız bulmuştum. Ancak okudukça, araştırdıkça gördüm ki filmin alt metni sahiden güzelmiş. Hatta Michael Myers karakteri bu senaryoya yerleştirilip anlamlı bir hale getirilmeden önce, amaçsızcasına bebek bakıcılarını öldüren bir seri katil olarak kurgulanıyormuş.

Arkadaşımla izlerken birçok sahnede beceriksiz herif diyip, birçok sahnede de gülmemize yol açsa da Michael Myers; aslında havalı bir karakter. Maskesi olsun, soğukkanlılığı olsun, insanı delirten yavaş yürüyüşü olsun… Beni en çok çıldırtan, o olay akışındaki her noktayı birleştiren son sahnedir. Michael Myers’ın boğma arzusu yüzünden başarısız olduğu, insanın kalp atışını hızlandırıp içini gererken suratında bir gülümseme oluşturan o son sahne…

Bitirmeden film çıktığından beri her yerde sorulan klişe soruyu bu yazıda da tazeleyelim: “Michael 15 yıl hastanede kaldıysa araba kullanmayı nerede öğrendi?” Okuduğum kadarıyla orijinalden sonra çekilen Halloween filmlerinden birinde bu hata gideriliyormuş. Ama onun yeri bu yazı değil, o yüzden fazla uzatmayayım bu konuyu.

Onlarca göndermenin içerisinde, filmde beni en mutlu eden detay The Thing filminin televizyonda oynamasıydı. Hatta bu sahnede ekranda The Thing yazısı belirmeden ve film stüdyolarının animasyonları geçmekteyken, arkadaşıma öylesine “Aha, The Thing,” diyip gülmüştüm. Daha sonra The Thing çıkınca sahiden, çok sevindirmişti beni. Fazla kişisel bir duygu olsa da paylaşmadan yazıyı sonlandırmak istemedim.

Sonuca varacak olursak bu filmi biz sahiden beğendik. Yazı biraz kısa kaldı ama o da pek güvenmediğim korku kültürümden dolayı bazı yorumlarımı açmamamdan ötürüdür…

Hoşça kalın.

Halloween (1978) filmi için derlediğimiz fotoğraflardan oluşan Pinterest panosuna gitmek için tıklayınız.