Yazmak ya da Yazamamak, İşte Tüm Mesele Bu

0
11

Bir süredir neden vaktimin olmasına rağmen yazı yazamadığımı düşünüyorum. Neden bir kitabı okuduğum, analiz ettiğim halde inceleme yazamadığımı düşünüyorum. Daha sonra ise en iyi yaptığım işin “yazamamak” olduğunun ayırdına vardım ve şu anda “yazamamayı” yazmayı deniyorum.

“Bir ihtimal daha var. O da aynı anda hem yazmak, hem de yazmamak.”

İlk başta bu yazıyı içerik girmeden, boş bir biçimde yayınlayacaktım. Ancak bunun çok radikal bir gereksizlik olduğunu düşünüp, bazı sözcüklerle bu boşluğu süslemek istediğimi fark ettim.

Neden yazamam? Birikimim yetersiz olduğu için mi, yoksa birikimimin yetersiz kalacağından korktuğum için mi? Yazma utancı mı?

“Her insanın içinde bir kitap vardır ve çoğu durumda kitabın kalması gereken yer tam da orasıdır,” diyen Christopher Hitchens bu çoğu duruma beni de katıyor mu acaba…

Bu yazıda yazarak düşünme metodunu kullanıyorum. Aslında bu internet sitesini bu tür içeriklerle doldurmak ne kadar doğru olur, bir türlü emin de olamıyorum, ama bunu bir Word belgesine yazsam bu kadar özenli olamam herhâlde. Sitedeki bazı yazarların da bu durumdan muzdarip olduklarını gözlemledim. Bir konuda bilgileri olmalarına rağmen bunu yazmaya cesaret edememek…

Bu neden oluyor? Belki az okumaktan olabilir. Az kitap okumaktan bahsetmiyorum. Yazmak istenilen yazının türünün örneklerinden okumak. Örneğin, kitap incelemesi okumak. Ancak bir ihtimal daha var: (o da ölmek değil tabii ki,) korkmak! Korkusuzca klavyenin başına geçip yazamıyoruz. Oysaki ilk sözcüğü yazdıktan sonra tüm fikirlerim, bilgilerim dökülecek! Çekinmeden yazabilmeliyiz bence. Eleştirilmeli, sert bir biçimde eleştirilecek düzeyde hatalar yapmaktan korkmamayı öğrenmeliyiz. Tabii ki bundan bir nasihat biçiminde bahsetmek istemem. Önce ben öğrenmeliyim.

Daha uzun yazabilmeyi dilerdim. Ancak söyleyeceklerim bu kadar.

“Önce benim için konuşmaz, içine kapanık bir adam dediklerini söyledi ve bu konuda ne düşündüğümü sordu. “Söyleyecek pek bir şeyim yok da ondan konuşmam.” diye karşılık verdim.”
-Yabancı, Albert Camus