Efsanelere göre Kahramanlar Çağı’nda demirdoğumlular Gri Kral diye tanınan bir kral tarafından yönetilmişti. Gri Kral denizin kendisine hükmetmişti ve eş olarak denizkızlarını almıştı, bu şekilde oğulları ve kızları denizin hem üzerinde hem altında yaşayabileceklerdi. Saçları, sakalı ve gözleri kış denizi gibi griydi, zaten kralın ismi de buradan gelmekteydi. Taktığı taç dalgaların kıyıya attığı yosunlu odunlardan yapılmaydı. Böylece ona diz çöken herkes Gri Kral’ın krallığının denizden ve denizin altında yaşayan Boğulmuş Tanrı’dan geldiğini bilecekti.
Demir Adalar’da Gri Kral’ın yaptıklarını anlatan rahipler ve şarkıcıların sayısı çok fazladır. Gri Kral, Fırtına Tanrısı’nı kışkırtıp onun bir ağaca yıldırım atmasını sağlayarak dünyaya ateşi getirmiştir. Gri Kral ayrıca insanlara ağ yapıp yelken açmayı öğretmiştir. İnsan etiyle beslenen şeytan ağaç Ygg’in sert ahşabından ilk dargemiyi yapmıştır.
Gri Kral’ın en büyük başarısı ise deniz ejderlerinin en büyüğü olan Nagga’yı yenmesiydi. Nagga o kadar büyüktür ki leviathanlar ve dev krakenler ile beslenip, gazabıyla adaları suların altında boğardı. Gri Kral Nagga’nın kemiklerinden devasa bir saray yapmıştır. Kaburgalarını sütun ve kiriş olarak kullanmıştır. Bu saraydan Demir Adalar’ı derisi saçı ve sakalı kadar gri oluncaya kadar bin yıl boyunca yönetmiştir. Ancak o zaman yosunlu tacını bir kenara bırakıp denize doğru yürüyüp hak ettiği yer olan Boğulmuş Tanrı’nın ıslak salonlarına gitti.

Gri Kral Adalar’ın tümünün kralıydı, ama ardında yüz oğul bıraktı. Ve ölümünden sonra bu oğullar kimin kral olacağıyla ilgili kavgaya giriştiler. Kardeşler kardeşleri ancak on altı kardeş kalana kadar katletti. Hayatta kalanlar adaları aralarında paylaştılar. Demir Adalar’ın bütün büyük haneleri soylarını Gri Kral’a ve onun yaşayan on altı oğluna dayatır. Eski ve Büyük Wyk’li Goodbrotherlar ise Gri Kral’ın abisinin soyundan geldiklerini söylerler.
Devasa bir deniz yaratığının taşlaşmış kemikleri gerçekten Eski Wyk’te Nagga Tepesi’nde bulunmaktadır. Ancak bu kemiklerin bir deniz ejderine ait olup olmadığı tartışma konusudur. Kaburgaşar devasadır ama asla leviathan veya dev krakenler ile beslenen bir ejderhanınki kadar büyük değildir. Aslında, deniz ejderlerinin varlığı bile net değildir. Eğer gerçekten böyle yaratıklar varsa, Günbatımı Denizi’nin en karanlık ve en derin sularında yaşıyor olmalılar. Çünkü bilinen dünyada binlerce yıldır kimse böyle yaratıklarla karşılaşmadı.
Boğulmuş Tanrı’nın rahiplerinin anlattıkları hikayeler bu şekilde.
Ancak tarih farklı bir hikaye anlatır. Hisar’daki en eski kayıtlarda Demir Adalar’ın bir zamanlar ayrı bir krallık olduğu ve bir yerine iki kral tarafından yönetildiği yazar. Bir kaya kralı ve bir tuz kralı. Kaya kralı adaları yönetir, adaleti sağlar, kanunlar koyar ve kavgaları ayırırdı. Tuz kralının hükmü denizde geçerdi. Dargemiler onun kontrolündeydi.
Kayıtlar kaya krallarının tuz krallarından neredeyse her zaman daha yaşlı olduğunu yazar. Hatta bazı durumlarda bu ikili baba-oğul olabiliyordu. Ancak diğer örneklerde kaya ve tuz krallarının farklı hanelerden oldukları da geçer.  Hatta birbirilerine düşman haneler bile kaya ve tuz kralı olarak seçilebiliyordu.

Westeros’un diğer topraklarında ufak krallar soyluluklarını göstermek amacıyla altın taçlar takardı. Ama demirdoğumluların yosunlu tacı altın taçlar kadar kolay kazanılmazdı. Burada Westeros’tan farklı olarak insanlar krallarını kendileri seçerlerdi. Kralşurası denilen büyük konseyler düzenleyip kendilerini yönetecek olan kaya ve tuz krallarını seçerlerdi. Ne zaman bir kral ölse, Boğulmuş Tanrı’nın rahipleri kralşurası düzenleyip yeni kralı seçerlerdi. Kendi gemisinin kaptanı olan herkesin bu günlerce, bazen daha uzun süren toplantılara katılım şansı vardı. Demirdoğumlular ayrıca rahiplerin “kaptanlar ve krallar” dedikleri topluluklar şeklinde toplanıp tahtı hak etmeyen bir kralı tahttan indirebilirdi.
Boğulmuş Tanrı’nın rahiplerinin demirdoğumlular üzerindeki gücü küçümsenemez. Sadece onlar kralşurası düzenleyebilirlerdi ve kendilerini inkar edenleri lord veya kral olsalar bile lanetleyebilirlerdi. Bu rahiplerin en büyüğü yüce peygamber Galon Beyazasa’ydı. Yanında taşıdığı kafirleri çarpan uzun beyaz asadan dolayı bu ismi almıştır (Bazı hikayelerde asası yürek ağacından yapılmaydı, bazılarında ise Nagga’nın kemiklerinden.) .
Bir demirdoğumlunun başka bir demirdoğumlu ile savaşmasını, birbirilerinin kadınlarını çalmalarını ve birbirilerinin kıyılarını yağmalamalarını yasaklayan Galon du. Galon aynı zamanda Demir Adalar’ı tek bir krallık haline getirdi. Kaptanları ve kralları Eski Wyk’e çağırdı ve tüm kaya kralları ile tuz krallarının üsünde bir yüksek kral seçilmesi için kralşurası düzenledi. Topluluk Demirayak Urras Greyiron’u seçti. Urras Orkmont’un tuz kralıydı ve dönemin en çok korkulan yağmacısıydı. Galon bizzat yosunlu tacı yüksek kralın başına taktı ve Urras Demirayak, Gri Kral’dan beri tüm demirdoğumluları yöneten ilk tek kral oldu.
Yıllar sonra Urras Demirayak yağma sırasında aldığı yaralardan dolayı öldü. En büyük oğlu ise kendisini taçlandırdı ve Kral Erich I adıyla kral oldu. Yarı kör ve yaşı dolayısıyla zayıf olmasına rağmen, Galon bu duruma çok kızdı, sadece kralşurasının tek gerçek kralı seçeceğini duyurdu. “Kaptanlar ve krallar” Eski Wyk’te tekrar toplandı ve Çirkin Erich suçlu bulunup idam cezasına çarptırıldı. Ama Erich babasının tacını kırıp onu Boğulmuş Tanrı’ya boyun eğme timsali olarak denize atarak bu cezadan kurtuldu. Kralşurasında Kuzgunbesleyen Regnar Drumm yeni kral seçildi. Regnar önceden Eski Wyk’in kaya kralıydı.

Geçen yüzyıllar Demir Adalar’ın altın çağıydı, aynı çağ deniz kıyısında yaşayan İlk İnsanlar için ise karanlık çağdı. Yağmacılar kış için yiyecek, dargemiler için odun, kendilerine oğullar yapmak için tuz karıları bulmak amacıyla yelken açtıklarında eve her zaman ganimetle dönerlerdi. Yosunlu tacın altında çok tehlikeli ve zor bir işe giriştiler: fetih, kolonizasyon ve yönetim. Geleneksel olarak yosunlu tacın sahibi öldüğünde taç kırılıp denize atılırdı. Yeni kral memleketi olan adaya vurmuş olan yeni odunlardan kendisine yeni bir taç yapardı. Bu yüzden her taç bir öncekinden farklıydı. Bazıları ufak ve basitti, bazıları devasaydı, bazıları çok ağırdı, bazıları ise çok görkemliydi.

Aliüstad Haereg’in Demirdoğumluların Tarihi adlı eserinde yosunlu tacı giyen 111 kralın adı geçmektedir. Ancak listede büyük eksiklikler vardır ve çelişkilerle doludur. Ancak herkesin kabul ettiği bilgi yosunlu tacın gücünün zirvesinde olduğu dönem Qhored I Hoare’ın dönemidir (bazı kaynaklar Greyiron, bazı kaynaklar Blacktyde olarak verir) . Qhored adını Westeros tarihine Zalim Qhorel olarak kanla yazmıştır. Kral Qhored demirdoğumluları yetmiş beş yıl yönetti, doksan yaşına kadar yaşadı. Onun döneminde Günbatımı Denizi’nin kıyılarında yaşayan İlk İnsanlar, korkudan dolayı kıyıları terk etmişlerdi. Geride kalanlar ise büyük kalelerdeki lordlar olmuştu ve vergiye bağlanmışlardı.
Qhored’in hükmünün “tuzlu suyun tadının alındığı veya dalgalarının sesinin duyulduğu her yerde” geçtiği söylenir. Gençliğinde Eskişehir’i yağmalamışi yüzlerde kadın ve genç kızı zincirleyip Demir Adalar’a getirmiştir. Otuz yaşında Üç Dişli Mızrak Lordlarını savaşta yenmiş, Nehir Kralı Bernarr II’ye diz çöktürtüp üç oğlunu rehin almıştır. Üç yıl sonra Bernarr yıllık vergisini ödemekte gecikince çocukların kalbini kendi elleriyle sökmüştür. Acılı baba çocuklarının intikamını almak için savaşa girdiğinde Kral Qhored ve demiradam ordusu Bernarr’ın ordusunu yenmiş ve Bernarr’ı Boğulmuş Tanrı’ya kurban olarak boğmuştur. Bu hareketi Justman Hanesi’nin sonunu getirmiş ve Nehir Toprakları karışmıştır.
Ama Qhored’den sonra güçten düşüş dönemi başladı. Bunda hem ileriki krallar hem de yeşil topraklarda yaşayanların güçlenmesi etkili olmuştur. İlk İnsanlar kendi dargemilerini yapmaya, kasabalarını tahta çit ve mızraklı hendekler yerine taştan duvarlarla korumaya başlamışlardır.
Gardenerlar ve Hightowerlar vergi vermeyi ilk bırakanlardı. Kral Theon III Greyjoy onlara karşı yelken açtığında Deniz Aslanı Lord Lymond Hightower tarafından öldürüldü.

Batı Toprakları’nın gücünün artması yosunlu tacın yönetimine büyük tehdit oluşturuyordu. Kaybedilen ilk toprak Güzel Ada’ydı. Köylüler Gylbert Farman’ın etrafında toplandı ve demirdoğumlu yöneticilerini kovdular. Bir nesil sonra Lannisterlar Fahişeoğlu Herrock büyük altın şeritli borusunu kasabadaki fahişeler arka kapıyı açsınlar diye öttürünce Kayce’i geri aldılar. Arka arkada üç demirdoğumlu kral Kayce’i geri almaya çalıştı, ikisi Herrock’un kılıcıyla öldü.
En büyük rezalet ise Kaya Kralı Gerold Lannister’ın nazik ellerinden geldi. Büyük Gerold diye anılan Gerold Lannister, kendi donanmasını Demir Adalar’a sürdü ve yağmalayarak yüz adet esir aldı. Kıyıları ne zaman yağmalanırsa esirleri sırayla astı.
Onu takip eden yüzyılda zayıf krallar Arbor’ı, Ayı Adası’nı, Flint Parmağı’nı ve Günbatımı Denizi kıyılarındaki çoğu yerleşkeyi kaybetti. Ama bu durumdan demirdoğumluların hiç zafer kazanmadıkları anlamı çıkmamalı. Soğuk Rüzgar Balon V Greyjoy, Kuzey’in Kralı’nın zayıf donanmasını yendi. Erich V Harlaw gençliğinde Güzel Ada’yı geri aldı ancak yaşlılığında kaybetti. Oğlu Harron Yüksekbahçe’li Gaddar Gareth’i Eskişehir’in surlarının altında öldürdü. Elli yıl sonra, Joron I Blacktyde Gyles II Gardener’ı Sisli Adalar’da donanmaları çarpıştığında esir aldı. Ona ölümüne işkence ettikten sonra Joron Gyles’ın cesedini parçalara ayırdı. Böylece oltalarına “kral eti” takabilirdi. İleriki dönemlerde Joron Arbor’ı çelik ve ateşle temizledi. Otuz yaşın altındaki her kadını topladığı ve bu yüzden Bakirefelaketi adını aldığı söylenir.

Ancak tüm bu zaferlerin ömrü kısa oldu. Tıpkı onları kazanan krallar gibi. Yüzyıllar geçtikçe yeşil toprakların krallıkları git gide güçlendi ve Demir Adalar zayıfladı. Ve Kahramanlar Çağı’nın sonlarına doğru başka bir kriz demirdoğumluları daha da böldü ve zayıflattı.
Kral Cesur Urragon III Greyiron’un ölümünden sonra onun genç oğulları abileri Torgon Mander’ı yağmalarken çabucak kralşurası düzenledi. Ancak şanssızlığa kaptanlar ve krallar Büyük Wyk’li Urrathon Goodbrother’ı seçti. Yeni kralın ilk işi eski kralın oğullarını öldürmek oldu. Bu yüzden ve iki yıl süren krallığında vahşice kan döktüğü için Urrathon IV Goodbrother tarihte Kötükardeş olarak anıldı.
Torgon Greyiron yağmadan döndüğünde geçmiş kralşurasında aday olmak için Adalar’da bulunmadığından yeni bir şura yapılmasını istedi. Rahipler onu bu konuda destekledi çünkü Kötükardeş’in kibrinden ve dinsizliğinden bıkmışlardı. Yerel halk ve lordlar da Torgon’un davasına katıldı. Urrathon’un kendi kaptanları Urrathon’u öldürüp parçalara ayırdığında ise Torgon Geçgelen kral oldu ve Demir Adalar’ı kralşurasında seçilmeyen ilk kral olarak kırk yıl boyunca yönetti. Güçlü, adil, bilge ve sağduyulu bir kral olduğunu kanıtladı. Ancak Demir Adalar’ın kötü şansını tersine çeviremedi. Torgon’un döneminde Kartal Burnu’nun büyük bir kısmı Denizgözcüsü’nden Mallisterlar tarafından alındı.
Torgon kralşurası kavramına kral olduğu zaman bir darbe vurmuştu, çünkü seçilmiş kralı devirmişti. Yaşlılığında bir darbe daha vurdu, oğlu Urragon’u beraber yönetmek üzere yanına aldı. Kalelerinde ve kurultayda, savaşta ve barışta oğul, babasının yanında beş yıl boyunca durdu. Torgon öldüğünde ise Urragon IV Greyiron’ın tahta çıkması normal karşılandı. Kralşurası düzenlenmedi ve bu sefer onun yönetimini tanımayacak olan bir Galon Beyazasa yoktu.
Kaptanlara ve krallara yapılan son ölümcül darbe Urragon IV’ün uzun ve farksız dönemi bittikten sonra yapıldı. Ölmekte olan kral, yosunlu tacın büyük yeğeni Urron Kızılel olarak bilinen Orkmont’un tuz kralı olan Urron Greyiron’a geçmesini istiyordu. Boğulmuş Tanrı’nın rahipleri ellerindeki kral yapma gücünün üçüncü kez ellerinden gitmesini istemiyordu. Bu yüzden kaptanlar ve krallar Eski Wyk’te toplandı.
Yüzlerce kaptan, aralarında Yalnız Işık’ın krallarının bile bulunduğu yedi büyük adanın tuz ve kaya kralları toplandı. Ama Urron Kızılel onların arasına baltacılarını saldı ve Nagga’nın Kaburgaları kızıl kan ile boyandı. On üç kral ve elli rahip o gün öldü. Kralşuralarının sonu böyle geldi. Kızılel yirmi iki yıl boyunca yüksek kral olarak Demir Adalar’ı yönetti. Onun ölümünün ardından ise oğulları ve torunları yönetmeye devam etti. Gezgin rahipler bir daha asla önceden yaptıkları gibi yeni krallar yükseltip, kötü gidişata sahip olanları tahttan indiremedi.

Kaynak: The World of Ice and Fire by by George R. R. Martin Elio Garcia and Linda Antonsson.