Fırtına Burnu’nun inşasının hikayesi günümüze şarkılar ve efsaneler sayesinde ulaşmıştır. Kale kesinlikle çok eskidir ancak İlk İnsanlar’ın yıkık kalelerine ve Winterfell’in İlk Kalesi ile kıyaslanınca (Starklar’a hizmet eden bir üstadın yaptığı çalışmalara göre kale birçok kez yıkılıp tekrar inşa edilmiştir. Bu yüzden yaşını tahmin etmek imkansızdır.) Bu eşsiz kalenin yapımıyla ilgili dillendirilen bir efsane vardır:

 

”Efsaneye göre, Kahramanlar Çağı’nda Fırtına Kralı Durran, denizin tanrısı ve rüzgarın tanrıçasının kızı Elenei’nin aşkını kazanmıştır. Elenei’nin ilahi ailesi onların aşkını yasaklar fakat Durran ve Elenei onlara rağmen evlenirler. Tanrıların gazabı dehşet verici olmuştur. Durran’ın kalesini düğün gecesi yıkmışlar, tüm ailesini ve misafirlerini öldürmüşlerdir. Çileden çıkmış Durran, tanrıların üzerine savaş ilan etmiştir. Tanrılar onun kalelerini yıktıkça her seferinde kral Durran, tanrılarla yüzleşip onları yok etmek için yeniden bir kale inşa etmiştir. Kral Durran, daha güçlü ve daha büyük surlar inşa etmeye devam etmiş taki sonunda içinde kaldığı ve Gemi Kıran Körfezi’nin fırtınalarına dayanan yedinci kaleye kadar.”

Efsane bu şekilde şimdi de gerçeklere bakalım. Fırtına Burnu’nun perde duvarlarıyla mükemmel bir şekilde birleşen büyük kuleyi inşa etmek İlk İnsanlar’ın asla yapamayacağı bir işti. Sur’u inşa etmek başlı başına büyük bir işti, ancak içine rüzgar almayan taştan bir kale yapmak gibi yüksek bir sanatın yanında boş bir çaba olarak kalıyordu. Aliüstad Vyron, Galipler ve Mağluplar adlı eserinde kalenin inşasında yedi sayısının vurgulanmasının kesinlikle Andal etkisiyle olduğunu ve kalenin son halini Durran Tanrıkederi ile Elenei öldükten binlerce yıl sonra aldığını yazmıştır.
Kalede çalışmış olan üstadlar kalenin gücü ve zeki tasarımı karşısında hayran kalmıştır. İster Mimar Brandon tarafından tasarlanmış, ister tasarlanmamış olsun, kalenin perde duvarını oluşturan taşlar o kadar sık birleştirilmiştir ki en korkunç fırtınalar bile duvarı aşıp kalenin içinde esememiştir. Gemikıran Körfezi’ne yukarından bakan kule şeklindeki ana kale için de aynı durum geçerlidir.

Fırtına Burnu hiçbir zaman bir fırtına veya kuşatma karşısında düşmemiştir. Robert’ın İsyanı sırasında Lord Tyrell kaleyi bir yıl boyunca kuşattı ve sonuç alamadı. Eğer kalenin erzakları yeterli olsaydı muhtemelen uzun yıllar dayanabilirdi. Ancak savaş çok hızlı gelişmişti ve kalenin ambarlarının sadece yarısı doluydu. Bir yılın ardından Lord Robert’ın kardeşi Stannis korkunç bir açlıkla mücadele etmek zorunda kaldı. Kalenin açlık problemi ölümcül bir hal almaya başladıktan sonra Redwyne ablukasını bir gece yarısı delebilen bir kaçakçı kaleye soğan ve tuzlu balık sokmayı başardı. Bu sayede kale kuşatmaya karşı direnmeye devam etti. Robert Baratheon Üç Dişli Mızrak’ta Rhaegar Targaryen’i öldürdükten sonra Lord Eddard Stark kalenin kuşatmasını kaldırdı.

Her yetmiş yedi yılda bir öncekinden daha büyük bir fırtınanın Fırtına Burnu’nu vurduğu söylenir. Hikayeye göre göğün ve denizin tanrıları kızlarını alan Durran’ın evini yıkmaya çalışmaktadır. Ancak üstadların söylediklerine göre bu büyük fırtınalar her yetmiş yedi yıl yerine her yıl kaleyi vurmaktadır. Özellikle sonbahar mevsiminde öncekilerden daha güçlü fırtınaların kaleyi vurduğu bilinmektedir. Ancak her yetmiş yedi yılda bir kaleyi vuran çok güçlü bir fırtınaya kayıtlarda rastlanmamıştır. Kayıtlardaki en güçlü fırtına 221 FS yılında kaleyi vurmuştur. İkinci en güçlü fırtına ise 166 FS yılında, en güçlü olandan elli beş yıl önce kaleyi vurmuştur.